25 Temmuz 2014 Cuma

Wings of Desire - 1987

"Wings of Desire" is the movie of Wim Wenders who is one of the best-known directors of Germany. No doubt, “Wings of Desire” is best work and it is the movie that has many prizes (ex. Best Director at Cannes 1987). The original name is “Der Himmel über Berlin” and the direct translation is "Sky above Berlin". The main city of the movie, Berlin, is full of angels in the movie that are moving around and listening to the tortured thoughts of mortals. Angels never interfere the lives of mortals and they just try to comfort them by touching or telling something that mortals are not able to hear. Damiel and Cassiel are two angels that hang around Berlin and observe people and listen to their thoughts. They are immortals so they know the past of German and the present time that they are in and they compare two Germans in some scenes. One day, Damiel (Bruno Ganz) meets to a beautiful trapeze artist, Marion (Solveig Dommartin), in a circus and he fell in love with her. Damiel wishes to become mortal as humans after falling in love and after meeting Peter Falk who explains Damiel the joys of being human and feeling like a human. Even the small things that we don’t give emphasis in daily life such as bath, coffee and cigarette might be valuable than we think. As it is understood, the movie is reflected from the angel’s point-of-view and it is mostly black and white since angels can not see that colors of life. Some scenes are in color but these parts are the human’s point of view. The movie ends with a statement “to be continued” and it gives a message that it will continue. And it is followed by “Faraway, So close” in 1993.

There may be a lot of different comments about this movie but I believe that the differences between scenes show the difference between life with love and without love. For Damiel, love give color to his life as it always gives color to human’s life. When the film ends, the audience will think that they have read a wonderful poem and they will understand better what is to feel like a human.

The Sky above Berlin, tells the story of Berlin and people who live in Berlin from the eyes of two angels that are squeezed from immortality and eternity. “Wings of Desire” is one of most iconic movie of Wenders at the same time. Children are the most important symbols in the film. Even in the beginning of the film, we can read what Damiel writes about the children. Damiel explains why children are so special. A child is a symbol of purity. At the same time, this purity makes the children understand the world, look what is at the back of visible, and see the fascinating truth. So that, only children can sees angels. And children ask the questions that are not questioned. Why am I me and not you? Why I am here and not there? When does the time begin and where does the space end? Does evil really exist and which people are really bad?

“Longing. Longing for a wave of love that would stir in me. That's what makes me clumsy. The absence of pleasure. Desire for love. Desire to love.”

"… I was often alone but never lived alone."

“Only with him could I be alone, open for him. And welcome him wholly to me, and we could share in happiness. I know that it's you.”

“Time is a treat of everything but what if the time is the disease itself? Everything is so empty, so compatible. Emptiness, the fear, fear fear… like an animal lost in the jungle. Who are you, now; I don’t know…Berlin… I am a stranger here but it sounds familiar"

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Tokarev (Rage) - 2014

Bu kadar saçma bir sonla biten bir filme daha rastlamak zordur diye düşünüyorum. Orijinal adı "Rage" olan film Türkçe adını filmde işlenen bir cinayet silahından almaktadır: Tokarev. Bu silah Rus yapımı bir tabanca olup, eskiden Rus mafyası ile birtakım anlaşmazlıklar yaşayan kahramanımız Paul Maguire'nin (Nicolas Cage) eski defterleri yeniden açmasına sebep olacaktır. Eski hayatına sünger çeken ve genç ve hoş bir hanımla ve henüz lisede olan genç kızıyla hayatına sıradan insalar gibi devam eden Paul bir gece kızının kaçırılıp öldürülmesiyle eski ekibini yeniden toplar ve intikam peşine düşer. Paul ve eski toprak arkadaşları Kane (Max Ryan) ve Danny (Michael McGrady) kızın Rus yapımı bir silahla öldürüldüğünün ortaya çıkmasından sonra kendilerini bir anda şehrin alt sınıflarının yanında Rus mafyasıyla kapışırken bulurlar. Peki bu o kadar kolay bir şey mi? Ya da cinayet silahının Rus yapımı olması, kızın da Rus mafyası tarafından öldürüldüğünün kanıtı olabilir mi? Peki neden genç bir kızı öldürmek istesinler? Uzunca bir süre bunları düşünüp filmin sonuna kafa yoruyorsunuz ancak pek de umduğunuz gibi bitmiyor. Ya da belki de tahmin edersiniz ancak hoşunuza gider mi yoksa siz de benim gibi biraz hayal kırıklığına mı uğrarsınız tabi bilemem.
 
Filmin yönetmeni "Bon Appetit" filminin de yönetmenliğini yapmış olan Paco Cabezas ve senaryo yazarları (kendilerini tebrik ediyorum) Jim Agnew ve Sean Keller.

Rage is so full of cliché, convention and just plain odd narrative choices that it can't get out of its own way. There isn't an original frame or line of dialogue in Rage.

8 Temmuz 2014 Salı

Philadelphia - 1993

Filmi hem uzun olması hem de yoğunluğundan dolayı iki parça halinde izleyebildim. 1993 yılında çekimleri tamamlanan film temelindeki ayrımcılık temasıyla sinema tarihi üzerindeki en önemli eşcinsel filmlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. İstanbul Barosu Avrupa Birliği Hukuk Komisyonunun "Hukuk Konulu Filmler" gösterimi kapsamında gösterildiğinde, izlemeye fırsatım olmamıştı. Ancak hukuk konulu olması ve uzun bir yargılama sahnesinden dolayı her ne kadar izlemek günlerimi alsa da izlediğim için memnunum :). Film 1980'lerde dünyanın korkulu rüyalarından birisi halinde gelen AIDS hastalığını konu almaktadır: Hem tedavi edilemez bir hastalık olması hem de insanların bu hastalık konusunda yeterince bilgi sahibi olmaması nedeniyle toplumun büyük bir önyargısıyla karşılaşan avukat Andrew Beckett'in hukuk savaşı anlatılmaktadır. Filmin Amerikalı avukat Geoffrey Bowers'in çalıştığı avukatlık ortaklığı Baker & McKenzie'yi AIDS hastalığı nedeniyle kendisine ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle dava etmesinden ilham alınarak sinemaya aktarıldığı söylenmektedir. Ancak AIDS hastalığından ziyade, filmin ana mesajı eşcinsellere yönelik ayrımcılıktır. Uzun yargılama sahneleriyle filmin anlatıldığı eyaletin hukuk sistemi (ve büyük resimde Amerikan hukuk sistemi) hakkında pek çok bilgi edilebilmektedir. Filmde en çok sevdiğim sahne, bu kadar büyük ve medyatik bir davayı kabul eden avukat Joe Miller'in (Denzel Washington) dava sırasında kullandığı bir cümledir: "Pekala, bakın. Bunu bana altı yaşındaymışım gibi açıklamanızı istiyorum, tamam mı?"
 
Filmin yönetmenliğini 2000 Cannes Film Festivalinde jürilik yapmış olan ve filmeleriyle "big five" ödüllerini (en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi aktör, en iyi aktrisi en iyi senaryo) toplayan ünlü yönetmen Jonathan Demme yapmıştır (Demme, Kuzuların Sessizliği ve Charlie Hakkındaki Gerçekler filmlerinin de yönetmenidir). Filmin oyuncuları bu film ile en iyi aktör ödülünü alan Tom Hanks, Denzel Washington, Jason Robards ve Antonio Banderas. İlgisini çeken herkese izlemesini tavsiye ederim!

"Güven, elimizde kanıtı olmayan bir şeye karşı duyulan inançtır."