QUENTIN TARANTINO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
QUENTIN TARANTINO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2016 Çarşamba

The Hateful Eight - 2015

Amerikan klişelerine farklı bir bakış getiren Tarantino'nun beklenen filmini sonunda izleyebildim. Daha önce burada birkaç Tarantino filminden bahsetmiştim, Hateful Eight de Django Unchained gibi Amerikan Western filmlerine alternatif bir bakış sunmuş. Film süre açısından uzun olsa da durağan geçen ilk bölümünün, oldukça heyecanlı geçen ikinci bölümü ile efsanevi bir hikayeye dönüştüğünü söyleyebiliriz. Bir nevi hesaplaşma filmi olan Hateful Eight; geçmişlerini ve ilişkilerini yavaş yavaş öğreneceğimiz sekiz tuhaf kişinin bir evde kesişen ve gideren tansiyonu yükselen ilişkilerini anlatmaktadır. Filmde olaylar Wyoming'de bir kış günü bir posta arabasıyla dört kişinin dağ geçidindeki Minnie'ye ait konaklama yerine sığınmaları ile başlar (Cellat John Ruth, kaçak Daisy Domergue, ödül avcısı Marquis Warren ve haydut Chris Mannix). Minnie'nin yerine vardıklarında kendilerini Minnie ve çalışanları değil de, daha önce görmedikleri dört yabancı karşılar: Kovboy Joe Gage, Sanford Smithers, Bob ve Oswaldo Mobray. Konaklama yerine giren sekiz kişi tipi nedeniyle bir süre içinde bulundukları mekandan çıkamayacaklarını öğrenirler, bu nedenle bir süre için birbirlerine katlanmak zorunda kalacaklardır. Tabi bu süreçte gizli ilişkiler ortaya çıkacak ve insanların birbirlerine olan bağlılıkları sorgulanacaktır. Hiç acele etmeden yavaş yavaş örülen olay örgüsü içinde hayatata kalma içgüdüsünün insanı nasıl avucuna aldığı da görülecektir. Olaylara eşlik eden müzikler ise duyguyu seyirciye çok başarılı aktarmaktadır.

Söylendiğine göre merakla beklenen Hateful Eight'in ilk düşünülen senaryosu farklıymış ancak internete sızması sonucu senaryo değiştirilmiş. İlk senaryo ile ne amaçlanmıştı bilmiyorum ancak ben film haline dönüştürülen senaryoyu çok beğendim. Filmin yönetmenliğini efsanevi yönetmen ve sinemanın haylaz çocuğu olarak bilinen Quentin Tarantino yaparken, başrollerinde Samuel L. Jackson, Kurt Russell, Jennifer Jason Leigh, Walton Goggins, Michael Madsen, Tim Roth yer alıyor. Kanlı bir mizah anlayışının hakim olduğu ve gerilimi gittikçe artan bu filmi izlemenizi tavsiye ederim, zaten Tarantino seviyorsanız, izlemişsinizdir.

"Now, what would make a man brave a blizzard and kill in cold blood? I'm sure I don't know! You'd be surprised what a man would do... "

Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds) - 2009

DJANGO Unchained - 2013

4 Eylül 2015 Cuma

Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds) - 2009

Cesur ve eğlenceli yönetmen Quentin Tarantino'nun sıra dışı bir filmi ile karşı karşıyayız! Bilinen A  merikan klişelerinin dışına çıkan sahneleri ve tarzıyla Oscar ödüllü yönetmen & senarist Tarantino, bu kez İkinci Dünya Savaşı Nazi Almanya'sında yaşanan olaylara alternatif bir bakış yaratmış. Hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yaptığı Soysuzlar Çetesi'nde Alman işgali altındaki Paris'te yaşanan zor günleri tesadüfen yolları kesişen karakterlerin bakış açısından anlatmış: Savaş sırasında sığındıkları evde ailesinin öldürülmesi sonucu tesadüfen hayatta kalan Shosanna Dreyfus, Yahudi Avcısı lakabıyla tanınan Alman Albay Hans Landa, emrindeki askerleri örgütleyip terörist eylemler düzenleyen anti-nazi grup ve başındaki Teğmen Aldo Raine (Apaçi), İngiliz ajanlığına soyunan Alman aktris Briget von Hammersmark ve diğer kurgu karakterler. Tüm bu insanları bir araya getiren şey, Paris'te Shosanna tarafından işletilen bir sinemada, üç yüzden fazla kişiyi öldüren Alman bir keskin nişancı hakkında yapılan filmin galası ve bu galaya Alman askeri ve bürokratik üst yönetimin tam kadro katılması. Hitler ve avanesinin de galaya katılacağı haberi Nazilerden intikam almaya yeminli Teğmen Aldo ve mangasını harekete geçiriyor. Tabi kimsenin henüz bilmediği şey birbirinden bağımsız iki adet Nazileri yok etme planının devreye girmiş olması. Farklı hikayesi olan herkesin toplandığı sinema salonununa kadar izleyicinin kafasındaki tüm sorular cevaplanıyor ve buradan sonra olacakları merak etmeye başlıyorsunuz. İkinci Dünya Savaşı'nı Amerikan yorumuyla sunan film alt metinde topladığı çeşitli konularla bir anlam bütünlüğü oluşturarak izlemesi keyifli bir hikaye ortaya çıkarıyor.
 
Hollywood'un aykırı yönetmeni olarak tanınan Tarantino'nun yazıp yönettiği filmin başrollerinde Christoph Waltz (Yahudi Avcısı Albay Hans) Brad Pitt (Teğmen Aldo), Diane Kruger (Briget von Hammersmark) ve Melanie Laurent (Shosanna) bulunmaktadır. Büyük bir gişe hasılatı elde eden film, pek çok dalda Oscara aday gösterilmiş ve oyuncuları performanslarıyla çeşitli ödüller kazanmışlardır. Tarantino filmin adını konu olarak aynısı olmasa da İtalyan yönetmen Enzo Castellari'nin 1977 yapımı "Quel Maledetto Treno Blindato" filminden esinlenmiş, hatta birkaç yerde de bu filme gönderme yapıldığı söyleniyor. İtalyan yapımı filmi izlemedim ancak Tarantino'nun alıştığımız savaş filmlerinden oldukça farklı alternatif hikayesini izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.
 
- I can see since you didn't see what happened inside, the Nazis being there must look odd.
- Yeah, we got a word for that kinda odd in English. It's called suspicious.
 
Quentin Tarantino'nun hayatı ve filmografisi hakkında: tıklayınız

24 Nisan 2014 Perşembe

DJANGO Unchained - 2013

Sevilen yönetmen Quentin Tarantino'nun son zamanlardaki filmlerinden birisi olan Django'yu bir vesile ile izledim. Amerikan İç Savaşından önce, köleliğin daha baskın olduğu Amerika'nın güney bölgesinde geçen filmde Vahşi Batı'da ödül avcılığı yapan ("Bounty Hunter") Alman asıllı kovboy King Schultz ile bir şekilde yolu kesişen Django'nun (zenci bir köle) hikayesi anlatılmaktadır. Schultz ve Django beraber Güney’in en çok aranan suçlularının peşine düşerler. ‘Avlanma’ hünerini her geçen gün geliştiren Django’nun artık tek bir hedefi vardır: köle ticareti yüzünden kaybettiği eşi Broomhilda’yı bulmak ve onu kurtarmak. Bu hedef onları Broomhilda'nın yeni sahibi ve köleleri dövüştürerek para kazanan kötü şöhretli “Candyland” çiftliğine ve çiftliğin sahibi olan Calvin Candie’ye (Leonardo DiCaprio) kadar götürür. Schultz'un taviz verdiği Django gibi, Calvin Candie'nin de taviz verdiği bir zenci arkadaşı vardır: Stephen (Samuel L. Jackson). Stephen'in hayat tecrübesi işlerin çığırından çıkmasına sebep olur. Quentin Tarantino'nun uzun süre üzerinde çalıştığı Western türündeki filminin başrollerinde Jamie Foxx (Django), Christoph Waltz (King Schultz) yer alırken, Kerry Washington (Hildy), Leonardo DiCaprio ve Samuel Jackson gibi oyuncular da kadronun zenginleşmesine olanak sağlamış.

Quentin Tarantino'nun doksanlarda çektiği filmler çok sevildi ve kendisi dünya çapında bir üne kavuştu. Kill Bill, Reservoir Dogs (Rezervuar Köpekleri), Jackie Brown, Pulp Fiction (Ucuz Roman) vb. filmleri muhtemelen pek çok kişinin ilk on listesindedir. Bu film ile de bir şaheser olmasa da eğlenceli ve karizmatik bir hikaye yaratmış. Fırsatınız olursa izlemenizi tavsiye ederim.
 
Zincirsiz, harikülade silahlı çatışma sahnelerinin Ennio Morricone müziği ve rap şarkılarının karışımı ile desteklendiği bir şiddet opusu, ve inanın bana, bu iyi bir eleştiri. Jamie Foxx'un canlandırdığı Django kötü köle tacirlerini kurşunla doldurup vücut parçalarını muazzam kan fışkırmaları ile (dandik CGI kan değil, neyse ki pratik kan efektleri kullanılmış) patlatıp da  duvarlar gerçek anlamıyla kırmızıya boyandığında, kendimizi "blaxploitation" aracılığıyla spagetti western cennetinde buluyoruz.

"When there are clouds in the skies, and they are grey.
You may be sad but remember that love will pass away.
Oh django!
After the showers is the sun.
Will be shining…”