JAMIE FOXX etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
JAMIE FOXX etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2016 Çarşamba

Ali - 2001

Muhammed Ali'nin hayatının anlatıldığı bu film 2001 yılında çekildi ancak geçtiğimiz ay Muhammed Ali'nin vefatı sonucu bu filmi izlemek istedim. 1942 doğumlu efsanevi boksör Muhammed Ali'nin ilgi çeken hayatı 1970'li yıllarda da birkaç filme konu olmuş ancak başarılı oyuncu Will Smith'in performasından dolayı izlemek için bu filmi tercih etmem şaşırtıcı gelmemiştir size. Tüm zamanların en iyi boksörleri arasında gösterilen Muhammed Ali, bu adı kullanmadan önce Cassius Marcellus Clay olarak bilinmekteydi. Yirmi iki yaşında dünya şampiyonluğunu kazandıktan sonra Müslümanlığa geçtiğini açıklayarak yeni adını kullanmaya başladı. Bu filmde kendisini şampiyonluğa götüren boks maçları ve ilk mağlubiyeti olan (1971 Joe Frazier'e kaybetmiştir) ile olan maçı, özel hayatı (evlilikleri), Amerika'daki İslam hareketi yapan gruplara (Malcolm X ve Elijah Muhammed gibi) katılımı, vicdani ret hakkını kullanarak Vietnam'a savaşmaya gitmemesi sonucu yaşadığı maddi manevi zorluklar anlatılmaktadır. Vicdani retçi olduğu dönemde hakkında davalar açılan Muhammed Ali'nin şampiyonluk kemeri geri alınarak lisansı iptal edilir. İslamcı gruplardan da yeterince destek görmediğini düşünen Muhammed Ali'nin bunalımlı dava sürecinden ve davasının sonuçlanmasından sonra yeniden boks hayatına girmesinden sonraki hayatından da kısa kesitler verilmektedir.

Filmin yönetmenliğini Al Pacino'nun başrolünü oynadığı Köstebek (The Insider) filminin de yönetmenliğini yapmış olan Michael Mann yapıyor. Oyuncuları ise Will Smith, Jamie Foxx ve Jon Voight. MTV Film Ödüllerinde Will Smith'e en iyi erkek oyuncu ödülünü kazandıran bu filmi eğer Muhammed Ali'nin hayatını merak ediyorsanız izlemenizi tavsiye ederim. Bu filme ilişkin bir NY Times makalesi de aşağıdaki linktedir:

http://www.nytimes.com/2001/09/09/movies/the-new-season-film-michael-mann-and-will-smith-in-the-ring-with-ali.html

"This was supposed to be the fight that Muhammad Ali was ended. Supposed the myth that Muhammad was gonna fall! Supposed to be my destruction! Well, they miscalculated, they misjudged, they got it wrong!"

23 Mart 2015 Pazartesi

Ray - 2004

Amerikalı piyanist, ritim ve blues ustası Ray Charles Robinson'un hayatını anlatan bu film biyografi türünü seviyorsanız izlenmesi gereken filmlerden. Her kulağın aşina olduğu "Hit the Road Jack" ve "Unchain My Heart" şarkılarının sahibi (vokalisti) Ray Charles'in Albany'de başlayan sefil hayatının ünlü bir Country & Jazz & Blues sanatçısı olma yolundaki hikayesinin filme çekildiği "Ray" piyasaya çıktığı 2005 yılında da yılın en çok konuşulan filmlerinden birisi olmuştur (sanırım buna Ray Charles'ın 2004 yılında vefat etmesi sebep oldu). Çamaşırcılık yapan annesi ve küçük erkek kardeşiyle şehrin banliyösünde yaşayan Ray, kardeşinin ölümü ve geçirdiği bir göz rahatsızlığı sonucu hem fiziksel hem de vicdani olarak yara alır. Yedi yaşında kör olan Ray (bazı kaynaklar siluetleri görebildiğini belirtmektedir) annesinin disiplinli eğitimi sonucu umudunu kaybetmez ve hayatının karşısına çıkardığı engellerle savaşmayı öğrenir. Hayata tutunma ve insan idare etmeyi öğrenen Ray, zamanla dünyanın en özgün ve tanınan müzisyenlerinden biri haline gelecektir. Diğer sanatçılardan daha farklı tarzıyla bilinen Ray Charles'ın en büyük avantajı -muhtemelen- kör olmasıdır. Zira yaşadığı bu engel sonucu kulağı ile (işitme duyusunu kullanarak) hayatı algılamayı öğrenen Ray, duyduğu her şeyi taklit edebilme yeteneğini de geliştirmiştir. Bu yöntem ile kendi tarzını oluşturmuş ve oldukça da beğenilmiştir. Ray Charles'i keşfeden ve piyasaya tanıtan kişi Atlantic Records'un sahibi ünlü iş adamı Ahmet Ertegün'dür (adını ilk olarak Ayşe Kulin'in "Adı:Aylin" romanında duymuştum). Ahmet Ertegün "Led Zeppelin", "Aretha Franklin" gibi isimleri de müzik dünyasına kazandıran öngörülü ve çok yönlü bir kişiliktir, hatta neden yeterince tanımıyoruz bilmiyorum ama hayatı film olabilir (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_Erteg%C3%BCn).

Filmin yönetmeni "Şeytan'ın Avukatı" ve "Yaşam Kanıtı (Proof of Life)" filmleriyle tanınan Taylor Hackford; Ray charlesi rolünü "Django Unchained" filmiyle tanıdığımız Jamie Foxx üstleniyor. Zaten filmi izlenebilir kılan da Jamie Foxx'un performansı, yıllarca uyuşturucu bağımlısı olarak yaşayan Ray'in çaresiz hallerini başarılı bir şekilde canlandırmış. Ancak dikkatimi çeken bir husus da, Amerika'da siyah-beyaz ayrımcılığının en keskin olduğu dönemlerde siyahi bir şarkıcı olan Ray Charles'ın bu durumdan etkilenip etkilenmediği veya politik tavrının tam olarak ne olduğu biraz havada kalıyor, hayatını okumadım ancak film bu konuda yeterli değil. Yine de, pek çok ödüle aday gösterilen (ve bazılarını kazanan) film soundtrack müzikleriyle izlemesi keyifli bir hikayeye dönüşüyor, merak ediyorsanız tavsiye ederim!
 
"Müzik ancak hissedebiliyorsam gerçektir / If I feel the music, that means it's real"

Django Unchain:
http://sinemubi.blogspot.com.tr/2014/04/django-unchained.html

24 Nisan 2014 Perşembe

DJANGO Unchained - 2013

Sevilen yönetmen Quentin Tarantino'nun son zamanlardaki filmlerinden birisi olan Django'yu bir vesile ile izledim. Amerikan İç Savaşından önce, köleliğin daha baskın olduğu Amerika'nın güney bölgesinde geçen filmde Vahşi Batı'da ödül avcılığı yapan ("Bounty Hunter") Alman asıllı kovboy King Schultz ile bir şekilde yolu kesişen Django'nun (zenci bir köle) hikayesi anlatılmaktadır. Schultz ve Django beraber Güney’in en çok aranan suçlularının peşine düşerler. ‘Avlanma’ hünerini her geçen gün geliştiren Django’nun artık tek bir hedefi vardır: köle ticareti yüzünden kaybettiği eşi Broomhilda’yı bulmak ve onu kurtarmak. Bu hedef onları Broomhilda'nın yeni sahibi ve köleleri dövüştürerek para kazanan kötü şöhretli “Candyland” çiftliğine ve çiftliğin sahibi olan Calvin Candie’ye (Leonardo DiCaprio) kadar götürür. Schultz'un taviz verdiği Django gibi, Calvin Candie'nin de taviz verdiği bir zenci arkadaşı vardır: Stephen (Samuel L. Jackson). Stephen'in hayat tecrübesi işlerin çığırından çıkmasına sebep olur. Quentin Tarantino'nun uzun süre üzerinde çalıştığı Western türündeki filminin başrollerinde Jamie Foxx (Django), Christoph Waltz (King Schultz) yer alırken, Kerry Washington (Hildy), Leonardo DiCaprio ve Samuel Jackson gibi oyuncular da kadronun zenginleşmesine olanak sağlamış.

Quentin Tarantino'nun doksanlarda çektiği filmler çok sevildi ve kendisi dünya çapında bir üne kavuştu. Kill Bill, Reservoir Dogs (Rezervuar Köpekleri), Jackie Brown, Pulp Fiction (Ucuz Roman) vb. filmleri muhtemelen pek çok kişinin ilk on listesindedir. Bu film ile de bir şaheser olmasa da eğlenceli ve karizmatik bir hikaye yaratmış. Fırsatınız olursa izlemenizi tavsiye ederim.
 
Zincirsiz, harikülade silahlı çatışma sahnelerinin Ennio Morricone müziği ve rap şarkılarının karışımı ile desteklendiği bir şiddet opusu, ve inanın bana, bu iyi bir eleştiri. Jamie Foxx'un canlandırdığı Django kötü köle tacirlerini kurşunla doldurup vücut parçalarını muazzam kan fışkırmaları ile (dandik CGI kan değil, neyse ki pratik kan efektleri kullanılmış) patlatıp da  duvarlar gerçek anlamıyla kırmızıya boyandığında, kendimizi "blaxploitation" aracılığıyla spagetti western cennetinde buluyoruz.

"When there are clouds in the skies, and they are grey.
You may be sad but remember that love will pass away.
Oh django!
After the showers is the sun.
Will be shining…”