CHRISTOPH WALTZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
CHRISTOPH WALTZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2015 Cuma

Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds) - 2009

Cesur ve eğlenceli yönetmen Quentin Tarantino'nun sıra dışı bir filmi ile karşı karşıyayız! Bilinen A  merikan klişelerinin dışına çıkan sahneleri ve tarzıyla Oscar ödüllü yönetmen & senarist Tarantino, bu kez İkinci Dünya Savaşı Nazi Almanya'sında yaşanan olaylara alternatif bir bakış yaratmış. Hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yaptığı Soysuzlar Çetesi'nde Alman işgali altındaki Paris'te yaşanan zor günleri tesadüfen yolları kesişen karakterlerin bakış açısından anlatmış: Savaş sırasında sığındıkları evde ailesinin öldürülmesi sonucu tesadüfen hayatta kalan Shosanna Dreyfus, Yahudi Avcısı lakabıyla tanınan Alman Albay Hans Landa, emrindeki askerleri örgütleyip terörist eylemler düzenleyen anti-nazi grup ve başındaki Teğmen Aldo Raine (Apaçi), İngiliz ajanlığına soyunan Alman aktris Briget von Hammersmark ve diğer kurgu karakterler. Tüm bu insanları bir araya getiren şey, Paris'te Shosanna tarafından işletilen bir sinemada, üç yüzden fazla kişiyi öldüren Alman bir keskin nişancı hakkında yapılan filmin galası ve bu galaya Alman askeri ve bürokratik üst yönetimin tam kadro katılması. Hitler ve avanesinin de galaya katılacağı haberi Nazilerden intikam almaya yeminli Teğmen Aldo ve mangasını harekete geçiriyor. Tabi kimsenin henüz bilmediği şey birbirinden bağımsız iki adet Nazileri yok etme planının devreye girmiş olması. Farklı hikayesi olan herkesin toplandığı sinema salonununa kadar izleyicinin kafasındaki tüm sorular cevaplanıyor ve buradan sonra olacakları merak etmeye başlıyorsunuz. İkinci Dünya Savaşı'nı Amerikan yorumuyla sunan film alt metinde topladığı çeşitli konularla bir anlam bütünlüğü oluşturarak izlemesi keyifli bir hikaye ortaya çıkarıyor.
 
Hollywood'un aykırı yönetmeni olarak tanınan Tarantino'nun yazıp yönettiği filmin başrollerinde Christoph Waltz (Yahudi Avcısı Albay Hans) Brad Pitt (Teğmen Aldo), Diane Kruger (Briget von Hammersmark) ve Melanie Laurent (Shosanna) bulunmaktadır. Büyük bir gişe hasılatı elde eden film, pek çok dalda Oscara aday gösterilmiş ve oyuncuları performanslarıyla çeşitli ödüller kazanmışlardır. Tarantino filmin adını konu olarak aynısı olmasa da İtalyan yönetmen Enzo Castellari'nin 1977 yapımı "Quel Maledetto Treno Blindato" filminden esinlenmiş, hatta birkaç yerde de bu filme gönderme yapıldığı söyleniyor. İtalyan yapımı filmi izlemedim ancak Tarantino'nun alıştığımız savaş filmlerinden oldukça farklı alternatif hikayesini izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.
 
- I can see since you didn't see what happened inside, the Nazis being there must look odd.
- Yeah, we got a word for that kinda odd in English. It's called suspicious.
 
Quentin Tarantino'nun hayatı ve filmografisi hakkında: tıklayınız

8 Mart 2015 Pazar

Büyük Gözler (Big Eyes) - 2015

Bu hafta sonu bu filme tesadüfen girdim diyebilirim ancak konusunu bilseydim eğer çok daha önceden izlemiş olurdum :). 1927 doğumlu kadın ressam Margaret Keane'in hayatını konu alan film Amerikalı ressamın geçtiği zorlu yollları da izleyiciye sunuyor.  İlk eşinden ayrıldıktan sonra küçük kızıyla birlikte hayata tutunabilmek için San Francisco'ya gelen Margaret, burada sokak ressamı olarak birkaç dolara resim yapıp satmaya başlar. Bu sırada tanıştığı başka bir ressam (?) olan Walter Keane ile evlenen Margaret, yaptığı tabloları ikinci soyadı ile imzalar ("Keane"). Duyguların en iyi gözlerle ifade edildiğine inanan Margaret değişik bir tarza sahip tekniğiyle tüm tablolarında çok iri gözlere sahip insanları (özellikle çocukları) resmeder. İlk başta satış staratejisi olarak "Keane" imzalı tabloları piyasaya sunan ve çeşitli yerlerde tanıtmaya çalışan Walter Keane, tabloların ilgi çekmesi ve üne kavuşması sonucunda bu başarıyı sahiplenir. En başta söylenen yalanlardan ve göz nuru tablolarını sahiplenememekten büyük rahatsızlık duyan Margaret, zamanla hem gidecek yeri hem de kendine güveni olmadığı için bu olaya göz yumar. Kazandıkları para artında hırsı da aynı oranda büyüyen Walter ile yaşamak zorlaşında, Margaret kızıyla beraber yaşayacakları başka bir yer arayışına girer. Yehova şahitlerine katılan Margaret, artık söylenen yalanlardan oldukça rahatsızdır ve durumu değiştirmeye niyetlidir.

Doğrusunu söylemek gerekirse, Margaret Keane'nin resim sanatına büyük bir katkısı yoktur, kaldı ki pek çok eleştirmen tarafından da eleştirilmiştir. Ancak filmde vurgulanan husus başkadır: Genel anlamda 20. yy.'ın kadına bakış açısının eleştirildiği film, Margaret Keane'in erkek hegemonyasına başkaldırısını ve adalet arayışını öne çıkarmaktadır. Evlilikleri sırasında hep üzgün yüzleri resmeden Margaret'in boşandıktan sonra çizdiği tablolarındaki yüzlerin hep mutlu olduğu da söylentiler arasındadır.

Filmin yönetmeni "Beter Böcek", "Ölü Gelin", "Alis Harikalar Diyarında" ve "Frankenweenie" gibi masalsı/fantastik filmlerin de yönetmenliğini yapmış olan Tim Burton, oyuncuları Margaret rolünde Amy Adams ve Walter rolünde Christoph Waltz. Bu arada konuyla ilgisiz de olsa, dikkatimi geçtiği için söylemeden geçemeyeceğim, Birdman'da tiyatro eleştirmeni için yaplan "Tiyatro oyuncusu olamayan eleştirmeni olur" iğnelemesinin aynısını bu filmde de duymak (Ressam olamayan resim eleştirmeni olur) bana ilginç geldi. Sanırım Amerika'da böyle bir görüş hakim?

24 Nisan 2014 Perşembe

DJANGO Unchained - 2013

Sevilen yönetmen Quentin Tarantino'nun son zamanlardaki filmlerinden birisi olan Django'yu bir vesile ile izledim. Amerikan İç Savaşından önce, köleliğin daha baskın olduğu Amerika'nın güney bölgesinde geçen filmde Vahşi Batı'da ödül avcılığı yapan ("Bounty Hunter") Alman asıllı kovboy King Schultz ile bir şekilde yolu kesişen Django'nun (zenci bir köle) hikayesi anlatılmaktadır. Schultz ve Django beraber Güney’in en çok aranan suçlularının peşine düşerler. ‘Avlanma’ hünerini her geçen gün geliştiren Django’nun artık tek bir hedefi vardır: köle ticareti yüzünden kaybettiği eşi Broomhilda’yı bulmak ve onu kurtarmak. Bu hedef onları Broomhilda'nın yeni sahibi ve köleleri dövüştürerek para kazanan kötü şöhretli “Candyland” çiftliğine ve çiftliğin sahibi olan Calvin Candie’ye (Leonardo DiCaprio) kadar götürür. Schultz'un taviz verdiği Django gibi, Calvin Candie'nin de taviz verdiği bir zenci arkadaşı vardır: Stephen (Samuel L. Jackson). Stephen'in hayat tecrübesi işlerin çığırından çıkmasına sebep olur. Quentin Tarantino'nun uzun süre üzerinde çalıştığı Western türündeki filminin başrollerinde Jamie Foxx (Django), Christoph Waltz (King Schultz) yer alırken, Kerry Washington (Hildy), Leonardo DiCaprio ve Samuel Jackson gibi oyuncular da kadronun zenginleşmesine olanak sağlamış.

Quentin Tarantino'nun doksanlarda çektiği filmler çok sevildi ve kendisi dünya çapında bir üne kavuştu. Kill Bill, Reservoir Dogs (Rezervuar Köpekleri), Jackie Brown, Pulp Fiction (Ucuz Roman) vb. filmleri muhtemelen pek çok kişinin ilk on listesindedir. Bu film ile de bir şaheser olmasa da eğlenceli ve karizmatik bir hikaye yaratmış. Fırsatınız olursa izlemenizi tavsiye ederim.
 
Zincirsiz, harikülade silahlı çatışma sahnelerinin Ennio Morricone müziği ve rap şarkılarının karışımı ile desteklendiği bir şiddet opusu, ve inanın bana, bu iyi bir eleştiri. Jamie Foxx'un canlandırdığı Django kötü köle tacirlerini kurşunla doldurup vücut parçalarını muazzam kan fışkırmaları ile (dandik CGI kan değil, neyse ki pratik kan efektleri kullanılmış) patlatıp da  duvarlar gerçek anlamıyla kırmızıya boyandığında, kendimizi "blaxploitation" aracılığıyla spagetti western cennetinde buluyoruz.

"When there are clouds in the skies, and they are grey.
You may be sad but remember that love will pass away.
Oh django!
After the showers is the sun.
Will be shining…”