KOMEDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KOMEDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2017 Pazar

Aile Arasında - 2017

Bir süredir sinemada yeni vizyona girmiş filmleri izlemeye gitmiyordum, herkes konuşunca ve çok sevilince Aile Arasında'yı izlemeye karar verdim. Açıkçası filmi beğendim, haftanın yorgunluğuna da çok iyi geldi bir komedi filmi izlemek. Gülse Birsel zaten kendisini komedi dizileri/filmleri ve oyunculuğu ile sevdirmiş birisi. Bu  filminde de olaylar yirmi yıldır tanışan ve sevgili olan müzisyen Neco ve aynı pavyonda vokalist olarak çalışan Solmaz'ın birlikteliklerinin Neco'nun başka bir kadın için evi terk etmesiyle başlar. Kaldıkları eski ahşap evin bir odasını tesadüfen tanıştığı işleri maddi açıdan kötüye gittiği için karısı tarafından terk edilen nevrotik Fikret'e kiralayan Solmaz bir taraftan da kızının dertleri ile meşgul olmaktadır. Kızı Zeynep'in Adana'da zengin bir ailenin oğlu olan Emirhan'la evlenmeye karar vermesinin ardından kızının mutluğu için olmadık şeyler planlar. Herkes aile arasında, kıza süre içinde her şeyin başlayıp biteceğini düşünürken, damadın ailesinin Adanalı olması Solmaz'ın planlarının gidişatını değiştirir ve olaylar kontrolden çıkmaya başlar. Bir taraftan kontrolü sağlamaya çalışıp diğer taraftan gelenekçi ve saldırgan Adanalı aile ile çocuklarının düğünlerini yapmaya çalışan Solmaz'la Fikret, bakalım herhangi bir sorun yaşamadan amaçlarına ulaşabilecekler midir?

Filmin yönetmeni son zamanlarda adı duyulmaya başlayan Ozan Açıktan, oyuncu kadrosu ise çok zengin, kadroda Engin Günaydın, Demet Evgar, Erdal Özyağcılar, Devrim Yakut, Fatih Artman, Şevket Çoruh, Gülse Birsel gibi bir şekilde tanıyıp sevdiğimiz oyuncular yer alıyor. Bu arada daha önce isim olarak tanıyıp dikkatimi çekmeyen trans birey Ayta Sözeri'yi de bu filmle tanıdım diyebilirim. Filmin senaryosu sevenleri kadar eleştirenleri de bol olan Gülse Birsel'e ait. Ben kendisi hakkında tarafsız düşünenlerdenim ancak çok iyi bir gözlem yeteneği olduğu ve bunu yazılarına başarılı bir şekilde aktarabildiği kanaatindeyim. Film orta karar başarılı bir komedi filmi, boş vakitlerinizde eğlenmek için izleyebilirsiniz. Şimdiden iyi seyirler!

-Erkek tarafı mısınız, kız tarafı mı?
-Ben gerçeğin tarafındayım.
-Hoş gelmişsiniz.

22 Aralık 2017 Cuma

Tatlı Şeyler - 2017

Güzel, sıcak ve eğlenceli bir filmdi! Aslında böyle bir filmden haberim yoktu ancak güncel filmlere bakarken bunu da görünce izlemek istedim. Tahmin edeceğiniz üzere çok başarılı bir film değil, ama boş vakit geçirmek ve biraz eğlenmek için izlenebilir. Zaten neden bilmiyorum, 2017 yılında izlediğim hiçbir filmi çok beğenmedim ya da etkileyici bulmadım. Filmin konusuna gelirsek, iki modacı, modacı Ercan ve moda ikonu Hamido, bir defileye yetişmek için arabalarıyla güneye doğru yola çıkarlar. Yolda hiç ummadıkları bir sorun ile karşılaşırlar: bir bebek. Nereden çıktığı anlaşılamayan bir bebek eşyaları ve çir çanta dolusu para ile birlikte arabalarına bırakılmıştır. Ercan ve Hamido bir taraftan defileye yetişirken bir taraftan da bebekle ilgilenmeye çalışırlar. Bu arada bebeğin babasının mafya ile başı beladadır ve peşlerindedir. Aynı zamanda parasın asıl sahibi olan mafyanın kendisi de parayı geri alabilmek için her yolu denemeye hazırdır. Kendi hallerindeki yolculukları bir anda polisiye kovalamacaya dönen modacılar bakalım hem başlarındaki belayı savıp hem de defilelerine vaktine yetişebilecekler midir?
 
Filmin yönetmeni Uğur Uludağ, oyuncuları ise Cem Özer, İlhan Şeşen, Cem Uçan, Toprak Sergen, Demet Şaşmaz ve yine yönetmenin kendisi Uğur Uludağ. Yüksek beklentiyle izlememeniz gereken bir film, eğer vakit geçirmek ve eğlenmek isterseniz, komik ve duygusal filme biraz vakit ayırabilirsiniz. İyi seyirler!
 
"Bu ülkede kız olmak zor, erkek olmak da zor. Bir kadın bir kızın üzerinde baskı kurarak erkek olduğunu zannediyorsun. bu yüzden biz ne onu ne bunu seçtik. İnsan olmayı seçtik".

23 Mart 2017 Perşembe

Stajyer (Intern) - 2015

Bu filmi Paris'e giderken uçakta izledim (dönerken izlediğim filmden de başka bir yazıda bahsedeceğim). Film hakkında hiçbir fikrim yoktu, diğer filmler arasında bu filmi tercih etmemin nedeni oyuncularının Robert De Niro ve Anne Hathaway olmasıydı. Film günümüz dünyasının çok güncel bir olayını arka planına almış: elektronik ticaret. Internet üzerinde satış üzerine bir şirket için yatırımcı bularak sıfırdan girdiği sektörde bir yıl içinde çok önemli bir konuma gelen Jules Ostin (Anne Hathaway), yardımcılarından birinin tavsiyesi ile değişik bir stajyer programı başlatır. Bu programa göre belli bir yaşın üzerindeki kişilere kısa bir süreliğine staj imkanı verilecektir. Eşinin vefatı ile kendisini iyice işe yaramaz ve yalnız hissetmeye başlayan Ben Whittaker (Robert De Niro) bu programa başvurur ve kabul edilir. E-ticaret üzerine işler yürüten bir şirkette -tahmin edeceğiniz üzere- yaş ortalaması oldukça gençtir. Yetmiş yaşındaki Ben'in bu ortamda hem de aşırı derecede işkolik ve kendisine karşı önyargılı olan patronu Jules Ostin ile birlikte çalışıyor olması işe adaptasyonunun önündeki büyük engellerden biridir. Tabi bununla beraber, hayatı boyunca pek çok insanla tanışmış, önemli işlem yapmış ve tecrübeler edinmiş bir beyefendinin kendisini çevresine ispatlaması da zor olmayacaktır. Yeni teknolojiye uyum sağlayan Ben kendi tecrübelerini de aktararak nesil çatışmasını harika bir potada eritmeyi başarıyor.

Filmin yönetmenliğini "Kadınlar ne İster" (200) ve "Tatil" (2006) filmlerinin de yönetmenliğini yapmış olan Nancy Meyers yapıyor. Aslında yönetmenin filmlerine baktığımızda belirli bir tarzı olduğu anlaşılıyor. Bu arada, film beklediğimden daha iyiydi, hatta bazı gözlemleriyle oldukça ilgimi çekti diyebilirim ("Sitting is the new smoking"). Ancak film "komedi" türü için çekilmiş görünüyor ancak komedi olmayı gerektirecek gibi komik olduğunu düşünmüyorum, yine de ben kendi adıma sıkılmadan izledim. İyi seyirler!

"Nobody calls men "men" anymore. Have you noticed? Women went from "girls" to "women."Men went from "men" to "boys?" This is a problem in the big picture. Do you know what I mean?"

17 Mart 2016 Perşembe

Osman Pazarlama - 2016

İnsanların aklında "Recep İvedik" tiplemesiyle yer etmiş olan Şahan Gökbakar bu kez farklı bir tiple izleyici karşısında. Bu kez Recep İvedik'ten biraz daha normal bir karakter olan Osman Şaşmaz adında zengin olmaya çalışan bir iş adamını canlandırmaktadır. Osman Şaşmaz aşık olduğu kızla evlenebilmek için para kazanmak isteyen ve bu uğurda zihni sinir projeler üretip patentlerini alarak üretim için sponsor arayan başarısız bir iş adamıdır. Sevdiği kızın babasına kendini ispat etmek zorunda olan Osman, bu uğurda elinden geleni de ardına koymaz: reklam için ana akım medyaya sızar, ünlülerin sıklıkla katıldığı eğlencelere katılarak kendisine ortak arar, ucuz iş gücü avına çıkar vb. Sürekli yeni tasarımlar yapan ve tasarımlarını bir şekilde piyasaya sunmak isteyen Osman'ın uzun bir süre hayallerinin peşinden koştuktan sonra sonuç alaması nedeniyle umudu kırılır. Hiç ummadığı anda şandı dönen Osman, yaşadığı kötü dönemlerde de hiç ummadığı kişilerden maddi ve manevi destek görünce hayata karşı bakış açısı da değişir. İzleyeceğiniz film ortalama bir komedi filmi bu nedenle hayatınızı değiştirecek bir film izleyecekmişsiniz gibi bir beklentiye girmenize gerek yok. Yalnızca varsa boş vaktiniz biraz eğlenceli vakit geçireblirsiniz, prensip olarak Türk-komedi filmi izlemiyorsanız bu da sizin tercihiniz tabi.
 
Filmin yönetmeni Togan Gökbakar, oyuncuları ise Şahan Gökbakar, Selim Akgül, Liberat Niyoyandika ve Feriştah Senem Yıldırım. Filmin senaryosu da Şahan & Togan Gökbakar'a ait. Filmde beğendiğim bir bölüm var, o da ne kadar saçma olursa olsun ünlülerin tercihlerinin veya sosyal medyanın bir ürünü veya davranışı nasıl parlattığına ilişkin yapılan vurgu. Yeni bir tespit değil, eminim hepiniz bu filmden önce tespit ettiniz ancak görsel olarak anlatımı absürt-başarılıydı. İyi seyirler!

- Ne iş yapıyorsun sen?
- Efendim ben pazarlama üzerine, pazarlıyorum.

30 Kasım 2015 Pazartesi

Ali Baba ve 7 Cüceler - 2015

Bu hafta sonu hakkında duyduğumuz olumsuz yorumlara rağmen bu filmi izledik. Hem kendi fikrimiz olması açısından hem de CemYılmaz adından dolayı filmi izlediğimizi belirtmek isterim. Sonuçta bir durumu kabul etmek gerekir; Cem Yılmaz Türk popüler kültüründe bir olgudur. Bu nedenle kendisi çıtayı bu kadar yukarıya çıkarmışken son filmini de izlemeden edemezdik. Netice itibariyle, film hakkında yapılan olumsuz eleştirilere katılmadan edemeyeceğim, film bir öncekilere nazaran farklıydı ve izleyiciyi güldürmek yerine biraz gergin olmasına yol açıyordu. Lakin belirttiğim gibi, bunun sebebi Cem Yılmaz'ın daha önce çıtayı çok yukarıya taşımasıydı ki, her filminde bir öncekini aşmasını bekliyor insan. Hem yönetmenlik hem de iki ayrı rolde oyunculuk yapmak belki de filmini yıpratan etkenlerdendir bilmiyorum ama ben de biraz hayalkırıklığına uğradığımı itiraf edeceğim. Neyse, filme dönmek gerekirse, filmde bahçe cüceleri satan Şenay Cüccaciye'nin ortakları Şenay ve İlber'in kurumsallaşma çabaları ve bu amaca hizmet için Avrupa'da (Bulgaristan) katıldıkları fuarda başlarına gelenler anlatılmaktadır. Büyük umutlarla Sofya Bahçecilik Fuarı için Bulgaristan’a gelen Şenay (Cem Yılmaz) ve İlber (Çetin Altay)’in işleri pek de umdukları gibi gitmez. Ellerinde olmadan kendilerini mafya-interpol olayının merkezinde bulan ikili, acımasız mafya babası Mançov'un elinde oyuncağa dönerler. Film buradan sonrasında adeta bir Açlık Oyunları tadında devam etmektedir, zengin olmak şöyle dursun, bu Kara Orman'dan sağ olarak kurtulmak mümkün olabilecek midir?

Filmin yönetmeni hem acımasız mafya babası Boris Mançov'u hem de Şenay'ı canlandıran Cem Yılmaz'dır. Kendisine bu filmde vazgeçemediği Zafer Algöz, Çetin Altay, Yosi Mizrahi, Can Yılmaz ve İrina İvkina eşlik etmektedir. Film araya serpiştirilen fantastik unsurlar ve gerilim-aksiyon sahneleri ile diğer Cem Yılmaz filmlerinden farklı bir yol izlese ve onlar kadar güldürmese de, yine de izlenebilir düşüncesindeyim. En azından filmde bol bol selam gönderilen Barış Manço müzikleri ve İzzet Altınmeşe göndermesi için bile izlenebilir. İyi seyirler!

"Cüceleri satıp gidecektim Manço. Ama madem oyun istiyorsun, o halde oyun başlasın.."

30 Ocak 2015 Cuma

Bana Masal Anlatma - 2015

Bu cuma (bu aralar çok fazla Türk filmi yayında olduğundan) birini seçerek izlemek istedim. Eğlenceli bir film olduğu söylenen "Bana Masal Anlatma" gerçekten hakkını verniş. Tabi beklentiyle gitmemek lazım, araya serpiştirilmiş fantastik unsurlar vardı ve cevaplanmamış sorular çok fazlaydı. Bu nedenle çok fazla düşünmeden, kendinizi filmin akışına bırakmanızı tavsiye ederim. Filmde çocukluğun masum dönemlerini babasının ilginç masallarıyla geçirmiş olan Rıza (Fatih Artman), büyüyüp minibüs şoförü olunca da kendi hayatından kaçmak için hayallere sığınır. Hem utangaç olan hem de hayata karşı pesimist olan bu naif genç, çok mutsuz olduğu bir gece hayal mi gerçek mi olduğunu tespit edemediği bir kızla karşılaşır: Ayperi (Hande Doğandemir). Hayatının kadınını arayan bu adamla, kendisini esaretten kurtaracak kahramanını bekleyen kızın karşılaşması hayatlarının akışını nasıl etkileyecek izleyip görmek gerek. Tabi geri planda akan hayatlar var: Rızanın annesi (Devrim Yakut), Topal (Gürkan Uygun) ve diğer Suriçi'nde yaşayan mahalleliler. Komedi tarzında bir filme yakışan beğendiğim bir oyunculuk vardı; abartılı ve komik. Bu nedenle herhangi bir sona bağlanmayan veya mantıklı bir silsilede ilerlmeyen kurgusu bile affedilebilir. Dediğim gibi, yüksek bir beklentiye gerek yok ancak son zamanların en komik Türk filmlerinden olabilir, vaktiniz varsa izleyebilirsiniz.
 
Filmin yönetmeni ve senaristi "Leyla ile Mecnun" dizinin de yönetmenliğini yapmış olan Burak Aksak. Belki de bu nedenle sıradışı unsurlar sanki olabilirmiş gibi filmde izleyiciye sunulmuş. Leyla ile Mecnun dizini izleyen  kişilerin ne demek istediğimi anlayacaklarına eminim.
 
Bu konuda yapılan eleştiriye katılıyorum: "Son yılların en beğeni toplayan TV serilerinden biri haline gelmiş olan Leyla ile Mecnun'un o kendine has naif, absürd ve akılcı hikayesini beyazperdeye taşımak isterseniz ne olur? Üstüne biraz daha eski usül melodram, biraz nostalji, bir parça da sıcak mahalle kültürü... Yıllar boyunca benzeri formülleri deneyen, bazen de bunun ekmeğini yemek için doğru dürüst çabalamayan nice yerli komedi filminden sonra, bu kez karşımıza bu malzemeleri bünyesinde hakkıyla eritebilmiş bir proje var: Bana Masal Anlatma."