2016 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2016 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2016 Pazartesi

Ekşi Elmalar - 2016

Uzun zamandır sinemaya gitmediğimi fark ettim, bu nedenle alışveriş merkezinde bulunduğum süre açısından en uygun film bu olduğu için Ekşi Elmaları izlemeyi tercih ettik.  Film uzun bir zamana yayılmış (Hakkari'den Antalya'ya), tespit ettiğim kadarıyla 1970'lerin sonu ve 90'lı yılların ortasına doğru ilerliyor. Filmde Hakkari'de bir kasabanın belediye reisi olan Aziz Özay'ın hayatından bir kesit sunulmaktadır. Sert mizacıyla tanınan Reis beyin bu özelliğinin yanında yaşadığı yörde meşhur iki özelliği daha vardır: emek emek yetiştirdiği elma bahçesi ve evlenme çağındaki üç kızı. Yaşadığı kasabada tanınan ve saygı duyulan birisi olan reisin hayatı yanında kızlarının yaşadıkları, kızlarının evlilikleri ve kasabalının hayatı yavaş yavaş değişirken kendilerinin de bu durumdan ne derece etkilendikleri de anlatılmaktadır. Bir anlamda siyasetçi olan reisin çevresinde dönemin siyasi ve toplumsal olaylarına değinilerek yöredeki halkın günlük yaşam temposu da filmde yer buluyor. Filmin ilk yarısında var olan hızlı tempo ve komedi unsurları ikinci yarıda biraz daha durağanlaşarak dramatik unsurlara yerini bırakıyor. Bu nedenle filmin ikinci yarısının ilk yarısına göre biraz sıkıcı olduğunu söyleyebilmek mümkün.

Filmin hem senaryo yazarı hem de başrol oyuncusu Yılmaz Erdoğan, diğer rollerde ise Zeynep Farah Abdullah, Şükran Ovalı, Songül Öden, Şükrü Özyıldız, Ersin Korkut ve Devrim Yakut bulunuyor. Film çok renkli ve cıvıl cıvıl başlıyor ancak ilerledikçe hem renkleri hem de neşesi yavaş yavaş soluyor. Hem komedi hem de dram unsurlarını barındırması nedeniyle izleyiciye çeşitli duyguları yaşatıyor. Mekanları ve oyuncuların kostümlerini çok beğendim, ancak oyunculuk/filmin özgünlüğü açısından çok başarılı bulmadım (Kelebeğin Rüyası'nı daha çok beğenmiştim). Vaktiniz varsa izlenebilir, iyi seyirler!

''Ancak bugünü hayal edecek kadar aklı olanlar yarının sahibi olamazlar.''

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Gods of Egypt (Mısır Tanrıları) - 2016



Fantastik kurguları, hikayeleri veya mitolojiye dayalı öyküleri çok severim (film veya kitap fark etmez). Mısır Tanrıları da bu anlamda tatmin edici bir film olmuş. Kendi adıma eski Mısır mitololjisine Yunan Mitolojisi kadar aşina değilim, bu nedenle sıkı takipçileri film hakkında ne düşünür bilmiyorum ama senaryonun bakış açısı benim çok hoşuma gitti. Mısır Tanrıları Eski Mısır'da her zaman var olan iyiliğin ve kötülüğün amansız savaşını konu ediniyor. Kötülük tanrısı Seth ile iyilik/diriliş tanrısı Osiris'in amansız savaşına Osiris'in oğlu göklerin tanrısı Horus da katılıyor. Seth'in dünyayı ele geçirme planını uygulamaya koymasıyla huzur içindeki Mısır'a tam bir kaos hakim oluyor. Horus'un tutsak edilmesinden sonra vuku bulan kaos çinde sevgilisini kaybeden genç bir hırsız (insan - Bek) sevgilisinin hayata döndürülmesi karşılığında Horus'a yardım teklif etmesi sonucu iyiliğin ve kötülüğün savaşı tekrar başlıyor. İnsanların yardımıyla birlikte diğer tanrı/tanrıçaların da saf tutması sonucu savaş bir insanın aşkını kurtarma savaşının dışına çıkıyor. Bu aksiyon-macera içinde görsel anlamda çok başarılı sahneler de sunuluyor. Mekanlar (saraylar, tapınaklar, çöller, canlı renkler ve mitolojik hayvanlar) ve olaylar (aksiyon sahneleri) görsel olarak izleyiciye keyif veriyor. Tabi buna bir de Tanrıların ve Tanrıçaların güzelliğini eklemelisiniz :)

Filmin yönetmeni "Kehanet" ve "Ben, Robot" filmlerinin de yönetmenliğini yapmış olan Mısır doğumlu (Kıpti) Alex Proyas yapmaktadır. Oyuncuları ise Gerard Butler, Nikolaj Coster Waldau, Brenton Thwaites, Coutney Eaton, Geoffrey Rush ve Elodie Yung'dur. Mitoloji ilginç karakterlerin yanında derin bir fikir çeşitliliği sunduğundan film senaryolarında uzun yıllar daha izleriz tahminimce. Yunan Mitolojisi, İskandinav ve Mısır Mitolojisi, henüz kendini tam dünyaya açamasa da Doğu Mitolojileri (Pers, Hint veya Uzak Doğu) mistik karakterleriyle her zaman sinemanın bir yerinde olacaktır. Bundan şikayetçi değilim tabi, ilginizi çekiyorsa, izlemenizi tavsiye ederim. İyi seyirler!

Ra: Egypt has always been a paradise. But now, there is chaos. God of the air, you must protect the mortals.
Horus: I don't know if I'm strong enough.
Ra: Then becone stronger.

25 Ağustos 2016 Perşembe

Suicide Squad (Gerçek Kötüler) - 2016

Metrocity sineması için iki kişilik biletim vardı bu nednenle bu filmi izlemeyi tercih ettim. Zaten biliyorsunuz Marvel veya DC Comics kahramanlarının bulunduğu filmleri fırsat buldukça izlerim. Türkçeye "İntihar Timi" olarak tercüme edilebilecek olan bu filmde ise DC Comics'in tüm kötü karakterleri bir araya geliyor. Batman'ın yakalayıp hapse tıktığı birbirinden kötü ve doğa üstü özellikleri olan güçlü kötü karakterler, dünyanın başına musallat olan (Şeytani bir güç ve görüntüdeki) Diablo ikilisiyle savaşmak için Amerikan derin devleti denilebilecek bir oluşum tarafından sağlanan özel izinle bir araya getirilir. Ölümden korkmayan ve iyilik yapmak da genlerinde olmayan bir grup kötünün böyle bir göreve gönüllü şekilde çıkmaları beklenmemektedir tabi. Ancak kötülük potansiyelleri önceden tahmin edildiği için boyunlarına yerleştirilen ölümcül bir çip gruptan çıkarak başıboş hareket etmelerini ya da görevlendirildikleri misyonu tersine çevirmelerini engellemektedir. Gönülsüz başladıkları maceranın sonunda nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduklarını fark edip, kaybetmeye mahkum oldukları kanaatine varan intihar timi bu kez kendi kararlarını kendileri verecektir. Başladıkları görevi tamamlamalı mıdır yoksa zaten kaybedecekleri bir savaşa hiç girmeyip doğrudan kötülüğün safına mı geçmelidirler?

Filmin yönetmeni "Fury" filminin de yönetmenliğini yapmış olan David Ayer, oyuncuları ise Margot Robbie, Will Smith, Joel Kinnaman, Viola Davis ve Jared Leto. Hollywood'un alışılmış "iyi kalpli kahramanlar" standartının dışına çıkıldığı için film bir devrim sayılabilir. Yıkılmak üzere olan bir köprünün üzerinden çocuk kurtarma sahnesi olmadığı için kendi adıma filmden memnun kaldım :). Ama gişe kaygısıyla kahramanların DC Comics çizgisinden çıkması da eleştirilebilecek bir nokta. Filmin izleyici sayısını arttırmak için Harley Quinn'in "çekici/seksi kadın" haline dönüştürülmesi (Margot Robbie), gerçek kötü karakterlerin sempatikleştirilmesi ve karanlık yönlerinin mümkün olduğunda gizlenmesi Hollywood'un bazı şeylerden hiç vazgeçmeyeceğini gösteriyor. Gerçek Harley Quinn sağdaki resimde göreceğiniz gibi bir kostüm ve silah taşıyor ancak bu filmdeki karakteri izlediyseniz hepiniz biliyorsunuz. Film reklamı yapıldığı kadar olağanüstü değil, ama eğleneceğinizi ve güzel vakit geçireceğinizi düşünüyorum.

"In a world of monsters, this is the only way to protect the country."  "Everyone's has a weakness, and a weakness can be leverage."

21 Temmuz 2016 Perşembe

Eddie the Eagle (Kartal Eddie) - 2016

Filmin senaryosu 1988 yılında (1929'dan sonraki ilk temsilci) İngiltere'yi Olimpiyatlarda Kayakla Atalama dalında temsil eden Michael Eddie Edwards'ın hayatından esinlenilerek yazılmış. Konuyu bu şekilde okuyunca müthiş bir başarı hikayesi izleyeceğinizi düşünebilirsiniz. Aslında anlatılanın bir başarı hikayesi olmadığı da söylenemez, karar size kalmış. Michael Edwards çocukluğundan beri Olimpiyat oyunlarına katılmayı kafasına koymuş bir çocuktur ancak hem ailesinin maddi durumu hem de yeteneksizliği sebebiyle herhangi bir spor dalında üstün başarıla gösteremez. Bir süre sonra kayağa ilgi duymaya başlayan Eddie, milli kayak takımından da çıkarılınca (daha doğrusu Olimpiyat ekibine kabul edilmeyince) çıtayı biraz daha yükseltir ve İngiltere'de henüz yetişmiş hiçbir sporcunun olmadığı bir dalı seçer: Kayakla Atlama. Kayakla Atlama dik bir rampadan (70 m ve 90 m) aşağıya doğru kayarak havalanmayı ve mümkün olduğunda uzak noktaya düşmeden inmeyi amaçlayan bir spordur. Öyle ki, insanlar kayakla atlamaya çocuk yaşta başlamaktadır ve sonradan adapte olunabilecek bir spor değildir. Zira 90 metreden düşmek boyun kırılmasında kadar varan tehlikeli sonuçlara yol açabilmektedir. Eddie 1984 yılında Kış Olimpiyatlarına kabul edilmeyince katılım dalını kayakla atlama olarak değiştirir ve 1988 olimpiyat oyunlarına kadar kendini bu alanda yetiştirir. Bu alanda yıllardır şampiyonluğu elinden bırakmayan İskandinav sporcular varken Eddie'den mucize yaratmamız elbette beklenemez, bu açıdan film bir anlamda Eddie'nin "challenge" yani mücadelesini konu almaktadır da diyebiliriz.
 
Filmin yönetmeni Dexter Fletcher ve oyuncuları ise Michael Edwards rolünde Kingsman: The Secret Service'de oynayan Taron Egerton, ona akıl hocalığı yapan eski sporcu rolünde  Hugh Jackman ve ünlü kayakla atlamacı Warren Sharp rolünde ise Cristopher Walken'dır. Sempatik kişiliği ve her atlamadan sonra yaptığı kartal taklidi ile kendisine "Eddie the Eagle" yani "Kartal Eddie" lakabı takılan Eddie'nin zorluklar karşısında yılmadan hayallerinin peşinden koşma hikayesini izlemenizi tavsiye ederim. Alıştığımız başarı öykülerinden ziyade güzel bir "yolculuk" izliyor olacaksınız. İyi seyirler!
 
Baron de Coubertin's words "the most important thing is not the victory but the struggle"

17 Mart 2016 Perşembe

Osman Pazarlama - 2016

İnsanların aklında "Recep İvedik" tiplemesiyle yer etmiş olan Şahan Gökbakar bu kez farklı bir tiple izleyici karşısında. Bu kez Recep İvedik'ten biraz daha normal bir karakter olan Osman Şaşmaz adında zengin olmaya çalışan bir iş adamını canlandırmaktadır. Osman Şaşmaz aşık olduğu kızla evlenebilmek için para kazanmak isteyen ve bu uğurda zihni sinir projeler üretip patentlerini alarak üretim için sponsor arayan başarısız bir iş adamıdır. Sevdiği kızın babasına kendini ispat etmek zorunda olan Osman, bu uğurda elinden geleni de ardına koymaz: reklam için ana akım medyaya sızar, ünlülerin sıklıkla katıldığı eğlencelere katılarak kendisine ortak arar, ucuz iş gücü avına çıkar vb. Sürekli yeni tasarımlar yapan ve tasarımlarını bir şekilde piyasaya sunmak isteyen Osman'ın uzun bir süre hayallerinin peşinden koştuktan sonra sonuç alaması nedeniyle umudu kırılır. Hiç ummadığı anda şandı dönen Osman, yaşadığı kötü dönemlerde de hiç ummadığı kişilerden maddi ve manevi destek görünce hayata karşı bakış açısı da değişir. İzleyeceğiniz film ortalama bir komedi filmi bu nedenle hayatınızı değiştirecek bir film izleyecekmişsiniz gibi bir beklentiye girmenize gerek yok. Yalnızca varsa boş vaktiniz biraz eğlenceli vakit geçireblirsiniz, prensip olarak Türk-komedi filmi izlemiyorsanız bu da sizin tercihiniz tabi.
 
Filmin yönetmeni Togan Gökbakar, oyuncuları ise Şahan Gökbakar, Selim Akgül, Liberat Niyoyandika ve Feriştah Senem Yıldırım. Filmin senaryosu da Şahan & Togan Gökbakar'a ait. Filmde beğendiğim bir bölüm var, o da ne kadar saçma olursa olsun ünlülerin tercihlerinin veya sosyal medyanın bir ürünü veya davranışı nasıl parlattığına ilişkin yapılan vurgu. Yeni bir tespit değil, eminim hepiniz bu filmden önce tespit ettiniz ancak görsel olarak anlatımı absürt-başarılıydı. İyi seyirler!

- Ne iş yapıyorsun sen?
- Efendim ben pazarlama üzerine, pazarlıyorum.