SANAT FİLMLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SANAT FİLMLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2014 Salı

Only Lovers Left Alive - 2013

Filmin tanıtımında "aşkları yüzyıllar süren bir vampir çift"ten bahsedilince fantastik bir hikaye olduğu için tercihimi bu filmden yana kullandım. Fantastik hikaye olduğu doğru ancak büyük beklentilerle gitmemek gerekli zira alışılmışın biraz dışında. Açıkçası ben biraz sıkıldım sanırım bazı bölümleri dikkatim dağıldığı için anlamadım. Film yüzyıllardır yaşayan Adam (Tom Hiddleston) ile Eve (Tilda Swinton)'in aşkları üzerine kurgulanan bir "modern zamana uyum sağlayamama" konusunu işlemektedir (Adam Detroit'de Eve Tanca'da yaşamaktadır). Çok uzun zamandır dünyada oldukları için hayata, tarihe ve bilime karşı oldukça çok şey bilen entellektüel çiftimiz Adam ve Eve bir yandan popüler kültürü eleştirirken bir yandan da depresif şekilde hayatlarına devam ediyorlar. Özellikle Adam, insan ırkını küçümseyerek (insanlardan Zombiler olarak söz ediliyor) dünyanın son halinden çok rahatsız olduğunu her fırsatta vurguluyor. İnsanlık o kadar bozulmuştur ki, beslenecek "temiz kan" bile bulunamamaktadır. Bu melankolik vampirlerin umutla bağlı oldukları tek şey aşklarıdır ve filmde ölümsüzlük kavramı "aşk" ile eşdeğerde olarak vurgulanmaktadır: "Temel motivasyonu ‘aşk’ olan, ama bunu ‘ölümsüzlük’le daha da anlamlı kılan bir çizgiye sahip film ve bu çizgide yürürken sergilediği tutarlılık da gözden kaçacak gibi değil." Vampirlerimizin adının "Adem & Havva" olması da ilginç!

Adam'ın aynı zamanda müzisyen olması filmde sık sık müzik çalınmasına görsel olarak harika enstrümanların sunulmasına zemin hazırlamış. Filmde pek çok yerde sevilen müziklerin, enstrümanların, ünlü yazarların kitaplarının vurgusu yapılıyor (Wanda Jackson'dan Funnel of Love, Charlie Feathers'den Can't Hardly Stand it, Yasmine Hamdan'dan Hal ... vb.). Yakışıklı ve hüzünlü vampirimiz Adam'ın Schubert'e verdiği beste, Darwin'a ve Einstein'e atıf yapan konuşması veya Tesla gibi kablo takıntısı filme biraz entellektüel katkı da yapmış. Ancak kitap meraklısı Eve'in Elif Şafak okuması da dikkatimizden kaçmadı. WTF?

Baş rollerinde Tom Hiddleston (Thor filminin yakışıklı oyuncusu) ve Tilda Swinton'ın bulunduğu filmin yönetmenliği ve senaryosu Amerikan bağımsız sineması yönetmenlerinden Jim Jarmusch'a ait (Jim, Ölü Adam filminin de yönetmeni). Filmin oyuncu kadrosunda Mia Wasikowska, John Hurt ve Anton Yelchin gibi isimler de yer alıyor. Son olarak diyebileceğim, izlerken sıkıldım, ancak filmin bir "soundtrack" albümünü almaya değer.

“Hala petrol savaşı mı yapıyorlar? Su savaşları da yakında başlar” (Öngörüye bak sen!)


http://www.baskasinema.com/filmler/only-lovers-left-alive

13 Şubat 2014 Perşembe

Daire (Circle) - 2014

"Bazen insan en aptalca ve saçma görünen şeyi yapar. Herşeyin üzerine geldiğini ve bunu umursamadığını göstermek ister. Hayatla inatlaşmanın keyfi gizlidir bu kararlarda." Diyorsun, huh?

Filmin yönetmeni Atıl İnaç hakkında iyi bir izlenimim yok maalesef. Bana hep iki arada bir derede kalmış, ne yapacağına henüz karar verememiş biri gibi gelir. Bu nedenle, filme gitmeye çok gönüllü olmasam da, Beyoğlu Sinemasında gidebileceğimiz saate en uygun film olması dolayısıyla filmi izledik. Filmde eski bir felsefe hocasının (adı çok ilginç, Feramus) babasının ölümü üzerine doğduğu kasabaya geri dönerek burada hayatta kalma mücadelesi veren Betül (iki çocuğu olan olgun bir kadın) ile başlayan dostluğu anlatılıyor. Eşinden ayrılmış olan ve oğluyla -sanırım anlaşamadığı için- görüşmeyen Feramus; kızının hastalığı ve çalıştığı belediye tiyatrosunun kapatılarak düğün salonuna çevrilmesi nedeniyle zor günler geçiren Betül'de kendi acılarını ve yalnızlığını bulur. Bu yalnız ve kırılgan kadına yardımcı olmak ister ancak kendisinin de işleri pek yolunda gitmez. Baştan sona melankoli kokan film dağlarla çevrili ve uçuşa kapalı bir havaalanının sonsuzluğa uzanan manzarasıyla yalnızlıkla pekiştirilmiş. Biliyorum, sanat filmlerinde bazı olayların sebebi sorulmaz, nedenini merak etmeden filme girmek veya boşlukları kendi yorumlarımızla doldurmak gerekir. Ama yapmadan edemeyeceğim, neden? Feramus'un filmin sonunda yaptığı seçimin sebebini merak ediyorum, neden? Hiçbir gerekçe yoktu, ya da ben göremedim.

Uzun lafın kısası, filmi çok sevdiğim söylenemez. Ancak bazı noktalarına değinmek istiyorum; baba-oğulun Feramus'un hayal dünyasında yaptığı tartışma ve Feramus'un rüyasında babasıyla olan konuşmasını ilginç buldum. Ayrıca Betül ile yaptığı gece sohbetleri de ilginç yorumlar içeriyordu. Yine de filmden ne öğrendim, bir "hiçlik" sadece. Belki de, pes etmemeyi öğrendim ya da insanlara güvenmemeyi, ki ben bunları zaten biliyordum.

"You have no other choice then making a choice!"