RIDLEY SCOTT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RIDLEY SCOTT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2016 Pazartesi

Body of Lies (Yalanlar Üstüne) - 2008

Filmde Leonarda DiCaprio ve Russell Crowe gibi başarılı oyuncular olmasına rağmen takip edilmesi ev anlaşılması güç bir konuyu işliyor. Belki Ortadoğu çalışmalarını ilgiyle takip eden birisi için film daha akıcı gelebilir ancak karakterlerin çat orada çat burada ortaya çıkması filmi izlerken bende bir kafa karışıklığına sebep oldu. Filmde Amerikan istihbaratında başarılı bir eleman olarak çalışan Roger Ferris'i Irak ve Ürdün topraklarında, dünyada kanlı terör eylemlerine girişen bir terör örgütünün içine sızmak için çalışmalar yaparken görüyoruz. Bu görevinde kendisini uydu telefonuyla Amerika'dan yönlendiren birisi daha vardır: Ed Hoffman. Hoffman Amerika'da lüks ve huzur içinde hayatını sürdürürken bir taraftan da robot gibi Ortadoğu operasyonunu yönetmektedir. Kimsenin kimseye güvenmediği ve kimin terör destekçisi kimin sıradan bir insan olduğunun anlaşılamadığı bir coğrafyada, kendisine müttefik olacak kişileri bulmanın zorluğuyla hareket eden Ferris, Ortağodu istihbarat servisleriyle üstünkörü bir işbirliği içine girer. Dünyada kanlı eylemler planlayan bu terör örgütünün yeraltı bağlantıları ve finansörleri üzerine araştırmalar yaptıkça şaşırtıcı sonuçlara ulaşan Ferris, bir operasyonda en tehlikeli hamlenin başkasına güvenmek olduğuna kanaat getirir. Filmin en güzel özeti aslında Roger Ferris'in şu sorusu olabilir: Bütün bunların sonunda barış olacağına gerçekten inanıyor musun?

Filmin yönetmeni tanınmış yönetmen Ridley Scott yapmaktadır, oyuncuları ise gibi Leonardo DiCaprio, Russel Crowe ve Mark Strong'dur. Öne çıkan tek kadın oyuncu ise hemşire rolündeki İran asıllı Fransız oyuncu Golshifteh Farahani'dir. Film hakkında belirtmek istediğim dikkatinizi cezbedecek bir husus da var: Film David Ignatius'un aynı isimle yayınlanmış romanından uyarlanmış. Şimdi bu durum niye dikkatimizi cezbetsin diyeceksiniz, David Ignatius 2009 yılında Davos Zirvesini yöneten moderatördür ve Türkiye ile İsrail arasında çıkan konuşma krizinde dönemin Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın programı terk etmesinin ardından moderatörlük görevine son verilmiştir. Bu ek bilgiden sonra, gerilim ve casusluk filmleri konusunda ilgisi olan kişilerin izleyebileceği türden bir film, iyi seyirler!

"You Americans, you are incapable of secrecy because you are a democracy."
 
Ridley Scott'un bu blogdaki diğer filmleri:
 
Exodus: Tanrılar ve Krallar
 
Danışman (The Counselor)

6 Mayıs 2015 Çarşamba

Exodus: Tanrılar ve Krallar - 2014

"Exodus" kelimesi "Mısır'dan Çıkış" anlamına gelen ve kutsal kitaplarda yer alan bir kelimedir. Zaten filmin adı bu anlamda neye ilişkin bir konusu olduğu mesajını veriyor. Sonuçte gerçek hikaye efsanelere dayansa da (Allah'tan başka kimse ne yaşandığını bilemez), filmin benim okuduğum veya dinlediğim hikayelerden farklı şekilde ilerleyen bir konusu vardı. Söylencelerde olduğu gibi, Musa ve Ramses, firavunun sarayında birlikte büyürler, hatta iki kardeş gibidirler. Ramses firavun olduktan sonra Musa'yı önemli görevlere getirir ancak kehanetlere inanan babasının büyücüsünün bir kehaneti de zihnini sürekli meşgul etmektedir (birgün lider olacağına dair kehanet). Olaylar zinciri birbirini takip edince, Musa'nın aslında İbrani olduğu ortaya çıkar ve firavunun emriyle Musa ölüme gönderilir. Mısır'da köle olarak yaşayan ve piramitlerin yapımında çalışan İbranilerin son umudu Musa olur. Tanrının peş peşe afetlerini gönderdiği Mısır bir süre sonra yaşanmaz hale gelir (kana bulanan Nil, ölü balıklar, istilacı kurbağalar, sinekler, hastalıklar, gökten yaşan taşlar). Film Musa'nın tanrıyla konuşmasını, kendi yolculuğunu ve bu olaylardan sonra İbranilerle beraber Mısır'dan çıkarak vaadedilmiş topraklara doğru yıllar süren yolculuğun başlangıcını anlatmaktadır. İşte bu hikaye İncil'de anlatılan veya bir şekilde okuduğumuz Hz. Musa hayatıyla paralel ilerlememektedir, zaten filmde de bu şekilde eleştiriler yöneltilmiş. Yazıya başlarken dediğim gibi, gerçekler bilinmiyor o nedenle farklı yorumlar da yapılabilir elbette ama Hz. Musa'nın şizofren gibi gösterildiği kanısına da kapılmadım değil. Ayrıca ABD'de filmin oyuncu seçiminin de temelde ırkçı yapıldığına ilişkin eleştiriler de yapılmış.

Filmin yönetmeni pek çok başarılı film ile tanınan Ridley Scott; Musa rolünde Christian Bale ve diğer rollerde Aaron Paul, Joel Edgerton ve Ben Kinsley'i görüyoruz. Tevrat'ın bazı bölümlerinden esinlenerek yazılan hikayenin senaryosu Bill Collage, Adam Cooper ve Steven Zaillian'a ait. Filmin oyunculuk performansı oldukça başarılıydı, o nedenle yapılan eleştirileri göz ardı ederek izlemenizi tavsiye ederim.

"Filmin Tanrı’yı suretleştirip Musa’nın karşısına çıkartması ise yapımın muhtemelen en çok tartışılan yönlerinden biri olacaktır. Semavi dinlerin kendi tutucu çevreleri Exodus’un Tanrı yaklaşımını, en kibar haliyle ‘laubali’ olarak nitelendirebilecekken, insan zihninin sınırlarının yetmediği ‘Yaradan’ kavramı bence bu filmle sinema açısından oldukça ‘anlaşılabilir’ bir kılıfa yedirilmiş."

Ridley Scott filmlerinden bazıları:

Danışman (The Counselor):
http://sinemubi.blogspot.com.tr/2014/03/dansman-counselor-2013.html

Yaratık (Alien):
http://sinemubi.blogspot.com.tr/2013/08/yaratk-alien-1979.html

23 Mart 2014 Pazar

Danışman (The Counselor) - 2013

Hafta sonu izlemek için film ararken, hem yeni olması hem de bir avukatı anlatması sebebiyle bu filmi seçtik. Açıkçasını söylemek gerekirse, hiçbir şey anlamadım filmden! Birtakım olaylar oldu, birkaç erotik sahne gösterildi, sonra nasıl olduğunu anlamadığım şekilde işler karıştı, acımasız ölümler, sonra? Sonrasını anlamadım, hatta öncesini de anlamadım. Nasıl bu hale geldi işler? Halbuki büyük umutlarla izlemiştik. Filmin tanıtımında yazan "Counselor, üst seviyede saygı duyulan ve nişanlısı Laura ile huzurlu bir hayat süren başarılı bir avukattır. İtibarının sarsıldığı günler ise ekonomik sıkıntılarla boğuştuğu ve daha fazla paraya ihtiyaç duyduğu sırada başlar. Counselor, adaletin iki yanında da yer alacağı bir hamle yapar ve kendini milyonlarca doların havada uçuştuğu uyuşturucu ticareti ağı içerisinde bulur." ifadesi bizi yanılttı. Halbuki filmin senaryo yazarı Cormac McCarthy'yi filmi çekilen pek çok romanından dolayı severdim. Ancak anladığım kadarıyla senaryo yazımında pek başarılı değilmiş kendisi eğer asistanına yazdırıp altını imzalamadıyla, zira olur böyle şeyler ("... sinematografik bir anlatıma hizmet ettiğini çok söyleyemeyiz, daha çok külçe kıvamında ağır bir edebi metin gibi duruyor, pek ilerlemiyor"). Filmin oyuncularıyla, senaryo yazarıyla ve yönetmeniyle öne çıktığı şeklinde yorumlar yapılmış. Tamamen katılıyorum çünkü filmin öne çıkacak başka unsuru yok (Brad Pitt ve diğer ünlü hatunları oynatarak, Ridley Scott gibi tanınan bir yönetmeni kullanmak suretiyle filmi güzel yapamazsınız.) Zaten IMDB'den 5 puanı zor toplamış.

Ridley Scott'u pek çok başarılı filmiyle tanıyoruz. Fantastik film/dizilerden hoşlana kişilerin çok sevdiği "Doctor Who"nun yapımında çalışan, "Alien", "Hannibal", "Gladiator", "Kingdom of Heaven", "Prometheus" gibi filmlerin yönetmeni Scott'un muhtemelen en zayıf halkası bu film olacak. 1937 doğumlu yönetmen belki de artık yaşlanmıştır?
 
Filmde en sevdiğim sahnelerden birisi uyuşturucu satıcısı Reiner'in (Javier Bardem) iki adet dev kaplanla olan olağan dışı ilişkisi. Amerika'nın Meksika sınırına yakın ıssız çöllerinde kaplanlarını (artık kaplan mıydı çita mıydı bilmem ama yırtıcı kediler işte) tavşan peşinde koşturarak avcı kimliklerini koruyarak beslemesi, onlarla kurduğu temas gerçekten ilginçti. Ama tartışmasız filmin en unutulmaz sahnesi  Reiner'in sevgilisi Malkina'nın (Cameron Diaz) Reiner'in ferrarisiyle yaşadığı cinsel ilişkiydi. Tuhaf bir yönelim ancak çok net bir parafili olduğunu kabul etmemiz lazım! Ve filmin son sahnesi... Bence filmin bir son sahnesi yok. Hep bir şeyler olsun ve film beni şaşırtsın diye beklerken, aaa film bitti!

Reiner: "You are the world you have created, and when you cease to exist, this world that you have created, will also cease to exist,"

Alien Filmi:
http://sinemubi.blogspot.com.tr/2013/08/yaratk-alien-1979.html

Faydalı Link:
http://www.pastemagazine.com/articles/2013/10/the-counselor.html

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Yaratık (Alien) - 1979

Film konusunda bazı eksiklerim olduğunu fark ettim. Aslında bu yeni bir şey değil, daha önce de bu konuda yazmak istiyordum. Başlangıç itibariyle "Alien" iyi bir fikir mi bilmiyorum ama bilim-kurgu seven biri olarak bu filmi izlememiş olmak bir eksiklikti bence :). Serinin ilk filmini dün gece izledim ve bu konuda yapılan yorumlara katılıyorum. Film çekildiği yıl itibariyle özgün bir konuya sahip ve çekimleri de çok başarılı yapılmış. Doğrusunu söylemek gerekirse, filme başlardak 1979 yılında çekilmiş olduğundan bahisle, beklentimi yüksek tutmamıştım. Beni şaşırttığını söylemem gerek. Filmde olaylar görevinden dönen ticari gemi Nostromo'nun dönüş sırasında yakınlardaki bir gezegenden aldığı yardım sinyalini (onlar ilk olarak yardım sinyali olduğunu düşünüyorlar) izleyerek o gezegene inmesiyle başlıyor. Yedi kişilik mürettebattan üçü (Kane, Lambert, Dallas) araştırma için gezegene iniyor ve garip görünüşlü yumurtaları buluyorlar. İnceleme sırasında yumurtaların birinden fırlayan bir yaratık inceleyen ekipten birinin (Kane) yüzüne yapışır. Diğer arkadaşları onu derhal gemiye götürürler ancak eğitim sırasında kendilerine öğretilen karantina kurallarından dolayı Ripley kendilerini gemiye almak istemez. Gemide bulunan bilim adamı Ash (sürprizlerle dolu) karantina kurallarını hiçe sayarak -bilim adına- onlara kapıyı açar ve Kane'in içinde gelişen yaratığın gemiye girmesini sağlar. Olaylar bu noktadan sonra biraz daha heyecan kazanır. İzlemeyen kalmamıştır kanaatince, yine de mutlaka izleyin tavsiyesinde bulunacağım.
 
Filmin yönetmeni Gladiator ve Prometheus filminden de tanıdığımız Ridley Scott ve oyuncuları Sigourney Weaver (Ripley), John Hurt (Kane), Tom Skerritt (Dallas) ve Lambert (Veronica Cartwright). Filmdeki yaratığın tasarımı İsviçrelli tasarımcı H.R. Gider'e ait (acaba tasarımının sürekli taklit edileceğini biliyor muydu?).  Oldukça dikkat çeken bu bilim-kurgunun dört devam filmi daha var ve duyduğuma göre beşincisi için çalışmalar var. Ayrıca filmin 1980 yılında En İyi Efekt dalında ödül aldığını da belirtmeliyim :).
 
Ripley: Did you ever ship out with Ash before?
Dallas: I went out five times with another sacience officer. They replaced him two days before we left Thedur with Ash. Hmm?
Ripley: I don't trust him.
Dallas: Well, I don't trust anybody.