KENAN ECE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KENAN ECE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2016 Perşembe

Aşk Olsun - 2015

Korku veya aksiyon filmleri açısından çok ilerleme kaydetmiş olmasak da, Türk işi romantik komedi filmlerini beğeniyorum. Genel açıdan baktığımda hem iyi bir gözlem yapılmış olduğunu, hem de mizah olarak bizi yansıttığını düşünüyorum. Bu filmde severek izlediğim romantik komedi filmlerinden birisi oldu. Filmde kadınlara deyimi yerindeyse "aşk doktorluğu/danışmanlığı" yapan Ozan'ın (İlker Aksum) kendi komik aşk hesaplaşmasını izliyoruz. Kaderin komik tesadüfleri bir araya getirdiği filmde, Ozan sevgilisinden ayrılan yeni hastası Ceyda'yı eski sevgilisi Caner'e geri döndürmeye kararlıdır. Ancak evdeki hesabın çarşıya uymasını engelleyen sıra dışı bir kadın çıkagelir: Caner'in aşk danışmanı Pınar (Sedef Avcı). Bu aniden ortaya çıkan gizemli kadına aşık olan Ozan, hastası ve hastasının eski sevgilisinin aşk doktoru Pınar arasında kalır. Arap saçına dönen ilişki yumağı içinde herkesi mutlu edecek bir son yakalanabilecek midir acaba? Son yıllarda revaçta olan "yaşam koçluğu"nu arka plana alarak, modern kadın-erkek ilişkilerine değinen film, hayatın içinden de diyaloglar içeriyor. "Seviyorsan git konuş bence"ye bağlanabilsek, belki de filmdeki gibi taktikleri hayata geçirerek olmadığımız bir rolü oynamayız :).

Filmin yönetmeni Murat Serezli & Neslihan Yıldız Alak ikilisi, oyuncuları ise İlker Aksum, Sedef Avcı, Kenan Ece ve Selen Seyven. Filmin oyuncularının oyunculuk açısından hem başarılı hem de uyumlu olduğunu söyleyebilirim, özellikle İlker Aksum'un oyunculuğu filmi başarılı kılan unsurlardan birisi. Eğer romantik komedi sevmiyorsanız ya da Türk filmlerine yönelik bir ön yargınız varsa, bunu bu filmle aşabilirsiniz diye düşünüyorum, İyi seyirler!

- "Ben sana layık değilim, çünkü sen çok daha iyilerine layıksın.
- Layık değilsin tabi."

7 Ocak 2016 Perşembe

Ertuğrul 1890 - 2015

Bildiğiniz üzere, Japon-Türk dostluğunun somut bir örneği olması açısından çekilen Ertuğrul - 1890 yakın bir zamanda vizyona girdi. Japon bir yönetmenin eseri olan filmde Türkiye-Japonya tarihinin iki önemli olayı konu edilmektedir: Ertuğrul ve 1985 yılında gerçekleştirilen Japon vatandaşlarının İran'dan kurtarılma operasyonu. Bu nedenle film aslında iki bölümden oluşuyor denilebilir. İlk bölümde 1890 yılında  Japonya'da Kuşimoto Adası yakınlarında batan Osmanlı fırkateyni (üç direkli, bir tür yelkenli savaş gemisi) ve kazazede denizcilerin Kuşimoto Adası'nda bulunan balıkçı köyündeki köylüler tarafından nasıl kurtarıldığı anlatılmaktadır. Japonya'dan dönüşünde tayfuna yakalanan ve adanın açıklarında bulunan kayalıklara çarparak batan gemiden hayatta kalanların sayısı da oldukça azdır (681 denizciden yalnızca 69 kişi sağ kalmıştır). Balıkçı köyünde fakirlik içinde yaşayan ancak gönlü zengin köylüler elindeki avucundaki her şeyi paylaşarak sağ kurtulan kazazedeler için canla başla çalışmışlardır. Filmin ikinci bölümünde 1985'te İran - Irak savaşı öncesi ülkeden kaçmayı başaramayan Japonların Japon Büyükelçisinin talebi sonucu Türk Hava Yollarına ait bir uçakla Tahran'dan Türkiye'ye getirilişi anlatılmaktadır. Filmin ilk bölümüne oranla bu kısım çok daha kısa ve daha az detay verilerek geçilmiş.

Filmin yönetmeni Japon yönetmen Mitsutoshi Tanaka yapmaktadır, oyuncu kadrosunda Seio Uchino, Shiori Kutsuna, Kenan Ece ve Alican Yücesoy bulunmaktadır. Filmin senaristi ve teknik ekibi de Japonlardan oluşmaktadır ancak tarih danışmanlığı İskender Pala tarafından yapılmış.  Filmi genel itibariyle beğendim, ilk bölümü  Japon köylülerin yaşam tarzları, araya serpiştirilen Japon tarihine & kültürüne ait simgeler ve kulağımın aşina olduğu Japon dili sebebiyle bana anime izliyormuşum izlenimi verdi. İkinci bölümünü ise pek sevmedim, zira hikayeye sonradan monte edilmiş gibi eğreti durmuştu. Yine de vaktiniz varsa izleyebilirsiniz.

"Nereli olduklarının bir önemi var mı? Bu bir insanlık görevidir"

Film hakkında enteresan bilgiler:

- Ertuğrul’un 1890 yılında çarparak battığı kayalıkların bulunduğu alanda, o zaman yaralıları kurtaran köylülerin yaşadığı küçük balıkçı köyü döneme uygun olarak tekrar kurulmuş.
- Filmin sonunda bulunan 1985 yılında Tahran’daki savaş atmosferini canlandırmak için binlerce figüran kullanılmış. Türkiye’de bulunan Japon şirketlerinin desteği ile 200’den fazla Japon figüran, İstanbul çekimlerine gönüllü olarak dahil olmuş.

Tarihi bilgiler:

- Balıkçı köyü Kuşimoto'da içinde Ertuğrul Fırkateyni’nin maketi, gemideki asker ve komutanların fotoğrafları ve heykelleri bulunan bir Türk Müze'si bulunmaktaymış (bazı kaynaklar anıt olduğunu belirtmektedir).
- Bazı uzmanların bu geminin çürük olduğu ve böyle bir seferi tamamlayamayacağı yönündeki raporlarina rağmen Ertuğrul Fırkateyni'nin Japonya'ya doğru yola çıkmasının nedeni açık denizde yalnızca yelkenini kullanarak yol alabilmesiymiş (Osmanlı'nın geminin tüm yolculuğunu karşılayacak ölçüde yakacak kömürü olmadığı söylentiler arasındadır, yolculuğun yaklaşıl 12 ay sürmesi bunu kanıtlar niteliktedir).
 
Kurtarma operasyonuna ilişkin ek bilgiler: