DENZEL WASHINGTON etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DENZEL WASHINGTON etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2015 Pazartesi

The Equalizer (Adalet) - 2014

Denzel Washington hangi filmde oynarsa izleriz diyenler için yapılmış bir film sanırım :). Zira eğlenceli olması ve kolay izlenmesi dışında filmin sinema dünyasına sanırım herhangi bir katkısı yok, ayrıca tamamen bir Hollywood klişesi. Duyduğuma göre 1985-1989 yılları arasında aynı isimle yayınlanan bir TV dizisinden esinlenilerek film haline getirilen The Equalizer, bir yapı markette işçi olarak çalışan Robert McCall'un kendi algısına göre "Adalet" dağıtmasını konu alıyor. Böyle diyince, Dexter Morgan gibi, gündüz işine giden gece seri katilleri öldüren bir karakterin akla gelmemesi adına açıklama gereği hissettiğim bir husus var: McCall gizemli geçmişini geride bırakarak, herkes gibi sakin bir hayatın peşinde olan, emekliliğinde "Ölmeden önce okunması gereken 100 kitabı" bitirmeye çalışan,  her gece oturduğu sokaktaki bir gece restoranına takılan dakik ve sıkıcı bir  adamdır. Hayatında çalışma arkadaşları ve geceleri restoranda üç beş kelam ettiği eskort bir Rus kızdan başka kimse yoktur. Günün birinde bu eskort kızın muhabbet tellalı tarafından feci şekilde dövülüp hastanelik edildiğini öğrenince duruma kayıtsız kalamayarak olaya kendince müdahele eder. İşin arkasında Rusya merkezli büyük bir Rus mafyasının bulunması olayları içinden çıkılmaz bir hale getirince, sonuna kadar gitmeye karar verir (bu kısımlarını John Wick gibi düşünebilirsiniz, siz hepiniz ben tek).
 
Konusu ve aksiyon sahneleriyle tam bir klişe olsa da, izlemesi keyifli bir film, özellikle McCall'un muhteşem gösterilerinden önce kafasında durum değerlendirmesi yapıp süre belirlemesi filmi sevdiren unsurlardan. Daha sonrasında ise, hiçbir şey olmamış gibi kaldırımda yürümesi de bana enteresan geldi, suçlu olsun kahraman olsun, herkes bu şekilde günlük hayata karışıp gidiyor. Filmin başrolünde daha önce bahsettiğim gibi Denzel Washington var, kendisine pek rol çalamasa da, Chloe Grace Moretz eşlik ediyor. Filmin yönetmenliğini "İlk Gün", "King Arthur" ve "Tetikçi" filmlerinden tanıdığımız Antoine Fuqua yapıyor.

"..I've done some bad things in my life, Nicolai... Things I'm not proud of. I promised someone I love very much that I would never go back to being that person... But for you, I'll make an exception."

17 Kasım 2014 Pazartesi

On Altıncı Raund (The Hurricane) - 1999

1960'lı yılların "Hurricane" (Kasırga) lakaplı ünlü boksörü Rubin Carter'ın hayatının önemli bir bölümünü anlatan film, boksörün 1975 yılında yayınlanan ve hapishanedeyken yazdığı "On Altıncı Raund" kitabından esinlenilerek yapılmıştır. Sorunlu bir çocukluk yaşayan Rubin, Amerika'da siyah-beyaz ayrımının hat safhada yaşandığı bir dönemde bu insanlık dışı tavırlardan nasibini almıştır. Gençlik yıllarında (teenage) bir süre hapse girip çıkan Rubin, 1961 yılında hapisten çıktıntak sonra boksörlük kariyerine profesyonel olarak başlamıştır. Bu zaman zarfında evlenip çocuk sahibi olan Rubin Carter'ın hayatı 1966 yılının gecesinde tekrar değişir. New Jersey'de bir bardan bir arkadaşıyla beraber çıkan Rubin, çevrede bulunan başka bir barda yaşanan ve üç kişinin ölümü ile sonuçlanan bir saldırı suçundan tutuklanır. Çocukluğundan bu yana kendisi ile husumeti olan ve zencilerin doğuştan suçlu olduklarına inanan Della Pesca adında ırkçı bir polisin yürüttüğü soruşturmada delillerin yeterince aydınlatılmamasından dolayı Rubin ve arkadaşı ömür boyu hapis cezasına çarptırılır (filmin bu kısımları tamamen Rubin Carter'ın anılarını yazdığı kitaba dayandığı için ne kadar doğrudur bilmiyorum, yeterince kanıt olmasa da suçlunun kim olduğunun belli olmadığını ve Rubin'in anılarını yazarken objektif olamayabileceğini de hesaba katmak gerekir kanaatindeyim). Karara itiraz ederek 3 kez jüri yargılaması geçiren Rubin, her üçünde de suçlu bulunur. Yıllar sonra (19 yıl sonra) bir şekilde kitabını okuyan ve onun hayatından etkilenen Lesra Martin isimli bir çocuk yanında yaşadığı Kanadalı aile ile beraber davanın tekrar açılmasını sağlar.

Irkçılığı ön plana çıkarmadan ancak tüm yoğunluğu ile anlatmayı başarmış harika bir film! Filmde en çarpıcı bulduğum sahneler, şampiyonluk maçında yüzünü dağıttığı ancak berabere kaldığı beyaz boksorün jüri kararıyla tekrar şampiyon seçilmesi ve mahkemede karar açıklandığında "adil bir jüri tarafından yargılandınız" sözünden sonra kameranın jüriye dönmesi ancak jürinin tamamının beyazlardan oluşması... Lesra Martin'in Hurricane'in kitabını iç sesine güvenerek seçmesi de ilginçti: "Bazen okuyacağımız kitapları biz değil, onlar bizi seçer."

"İnsanlık Suçu" (The Statement) filminin de yönetmeni Norman Jewison'un yönettiği ve başrolünü Denzel Washington'un oynadığı bu filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Belki bu vesile ile Bob Dylan'ın "The Hurricane" isimli şarkısını da dinlemek istersiniz.

"Yazmak bir silahtır. Bir yumruğun olabileceğinden çok daha güçlüdür. Yazmaya oturduğumda bu hapishane duvarlarının dışına çıkabiliyorum."

8 Temmuz 2014 Salı

Philadelphia - 1993

Filmi hem uzun olması hem de yoğunluğundan dolayı iki parça halinde izleyebildim. 1993 yılında çekimleri tamamlanan film temelindeki ayrımcılık temasıyla sinema tarihi üzerindeki en önemli eşcinsel filmlerinden birisi olarak kabul edilmektedir. İstanbul Barosu Avrupa Birliği Hukuk Komisyonunun "Hukuk Konulu Filmler" gösterimi kapsamında gösterildiğinde, izlemeye fırsatım olmamıştı. Ancak hukuk konulu olması ve uzun bir yargılama sahnesinden dolayı her ne kadar izlemek günlerimi alsa da izlediğim için memnunum :). Film 1980'lerde dünyanın korkulu rüyalarından birisi halinde gelen AIDS hastalığını konu almaktadır: Hem tedavi edilemez bir hastalık olması hem de insanların bu hastalık konusunda yeterince bilgi sahibi olmaması nedeniyle toplumun büyük bir önyargısıyla karşılaşan avukat Andrew Beckett'in hukuk savaşı anlatılmaktadır. Filmin Amerikalı avukat Geoffrey Bowers'in çalıştığı avukatlık ortaklığı Baker & McKenzie'yi AIDS hastalığı nedeniyle kendisine ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle dava etmesinden ilham alınarak sinemaya aktarıldığı söylenmektedir. Ancak AIDS hastalığından ziyade, filmin ana mesajı eşcinsellere yönelik ayrımcılıktır. Uzun yargılama sahneleriyle filmin anlatıldığı eyaletin hukuk sistemi (ve büyük resimde Amerikan hukuk sistemi) hakkında pek çok bilgi edilebilmektedir. Filmde en çok sevdiğim sahne, bu kadar büyük ve medyatik bir davayı kabul eden avukat Joe Miller'in (Denzel Washington) dava sırasında kullandığı bir cümledir: "Pekala, bakın. Bunu bana altı yaşındaymışım gibi açıklamanızı istiyorum, tamam mı?"
 
Filmin yönetmenliğini 2000 Cannes Film Festivalinde jürilik yapmış olan ve filmeleriyle "big five" ödüllerini (en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi aktör, en iyi aktrisi en iyi senaryo) toplayan ünlü yönetmen Jonathan Demme yapmıştır (Demme, Kuzuların Sessizliği ve Charlie Hakkındaki Gerçekler filmlerinin de yönetmenidir). Filmin oyuncuları bu film ile en iyi aktör ödülünü alan Tom Hanks, Denzel Washington, Jason Robards ve Antonio Banderas. İlgisini çeken herkese izlemesini tavsiye ederim!

"Güven, elimizde kanıtı olmayan bir şeye karşı duyulan inançtır."