RACHEL WEİSZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RACHEL WEİSZ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2014 Çarşamba

Enemy at the Gates - 2001

Yıllardır hep bir şekilde adını duyduğum bir filmdi. Biraz tesadüf eseri olarak sonunda izleme fırsatı buldum. Fransız bir yönetmenin kumandasında ABD- İrlanda - Almanya ve İngiltere ortak yapımı film İkinci dünya Savaşı sıralarında (sanırım 1942 yılında geçiyor) Alman işgali altındaki Sovyetler Birliğinde geçmektedir. İşgal edilerek İkinci Dünya Savaşının brutal yıkımı ile karşı karşıya kalan Stalingrad, bütün bunlar yetmezmiş gibi iki keskin nişancının ego savaşına da şahit olmaktadır. Rus keskin nişancı Vasili Zaitsev (Jude Law - ki kendisi bu tür filmlere çok yakışmaktadır) ve Alman komutan Erwin König (Ed Harris)'in arasındaki bu "soğuk savaş" gerçek bir olaya dayanmaktadır (William Craig'in aynı isimli kitabından uyarlanmıştır). Tabi bu sırada vatanına hizmet için bir araya gelen okumuş bir grup (Rachel Weisz, Danilov) ve vatanına ihanet eden sefil bir rus gencine de değiniliyor (bu mesaj çok ilginç, yani vatanda hizmetin okumuşlukla veya sınıf farklılıklarıyla ilişkilendirilmesi eleştirilebilecek bir yön kanaatimce). Filmin atmosferi çok iyi oluşturulmuş ve savaş filmlerinden hoşlananlar için unutulmaz sahneleri de var. Ancak filmin dar bir bölgede küçük bir grubun çatışmasına odaklanması, genel bir çerçeveyi görmemi engelledi. Filmin İkinci Dünya Savaşı hakkında veya Sovyet işgalinin nedenleri ve sonuçları hakkında çok bilgi verdiğini söyleyemem (ancak aşk, onur ve kahramanlık konularına odaklanabilirsiniz - Hollywood klişesi). Film izlenebilir, yine de tercih size kalmış!
 
Historians suggest that, while Zaitsev was a real person, the story of his duel (dramatised in the film) with König is fictional. Although William Craig's book Enemy at the Gates: The Battle for Stalingrad includes a "sniper's duel" between Zaitsev and König, the sequence of events in the film is fictional. Zaitsev, in an interview claimed to have engaged in a sniper duel over a number of days. Zaitsev, the only historical source for the story, stated that after killing the German sniper, and on collecting his tags, he found that he had killed the head of the Berlin Sniper School. No sniper named König has ever been identified in the German records.

Filmi izleyenler ve izlemeyecek olanlar için not: Gerçek Vasilli Zaitsev filmde anlatılan olaylardan sonra Stalingrad muharebeleri sırasında bir mayına basarak kör kalmış.

27 Kasım 2013 Çarşamba

Agora - 2009

İskenderiyeli Hypatia'yı ilk olarak üniversite sınavlarına hazırlanırken Felsefe öğretmenimizden duymuştum. MS 370 yılında doğduğu tahmin edilen Hypatia, dönemin ünlü matematikçisi Theon'un kızı ve tarihin ilk kadın filozofu (ayırca astronomi ve matematikle alakadar olduğu da bilinir). Hristiyanlık henüz İskenderiye'de çok yayılmamışken genç akademi öğrencilerine felsefe dersi veren Hypatia, Hristiyanlığın yayılmasıyla dikkat çekmeye başlar (Hypatia ve şehrin bir kısmı Pagan inancına sahiptir ve şehirde azımsanmayacak kadar Yahudi inancına sahip insan da yaşamaktadır). Eski öğrencileri arasında pek çok kişi yıllar içinde önemli mevkilere gelirler (Pek çoğu Hristiyan olur). Öyle ki, şehrin valisi Orestes de Hypatia'nın eski bir öğrencisidir ve aynı zamanda kendisine duygusal bir yakınlık da hissetmektedir. Hristiyanların dinlerini yaygınlaştırmak uğruna barbarlaştığı şehirde, Hristiyan bir valinin sık sık Hypatia ile görüşmesi ve önemli kararları kendisinin fikrini sorarak alması Piskopos Cyril'in hoşuna gitmez. İncil'den alıntılar da yaparak -kadınlarla ilgili- halkı kışkırtır ve Hypatia'nın dinsiz bir şeytan olduğunu ilan eder. Orestes'in elinden geleni yapmasına rağmen bağnaz bir Hristiyan topluluğu tarafından kilisede taşlanarak öldürülür (Filmde burası biraz farklı sonlandırılmış). Yıllar önce okuduğum bir kaynakta deniz kabuklarıyla vücuduna derin yaralar açılmak suretiyle öldürüldüğünü okuduğumu anımsıyorum. Belki de bu bölüm görsel olarak çekilemeyeceği için film de taşlanarak öldürülme sahnesi konulmuş olabilir. Ancak bilinçaltı mesajları ilginç: Hristiyanların özellikle son sahnede siyah giymesi, Hypatia'nın meleği andıran beyaz elbisesi veya bağnaz Hristiyanların sakallı ve tabiri caizse çirkin adamlar olması ve Hypatia'nın çok güzel bir kadın olarak tasvir edilmesi gibi. (Eğer Hypatia anlatıldığı gibi güzel bir kadınsa, Rachel Weisz gerçekten doğru seçim!) Çok müthiş bir film olmamasına rağmen, Hypatia'nın hayatını merak eden biri olarak, bu filmi severek izledim. Kendimizden olmayanı yok etmek üzerine güzel bir film, tavsiye ederim.
 
Filmin yönetmeni  "İçimdeki Deniz" ve Nicole Kidman'ın rol aldığı "The Others" ("Diğerleri") filmlerinden tanıdığımız İspanyol asıllı yönetmen Alejandro Amenabar. Ayrıca tüm dünyada aynı isimle vizyona giren Tom Cruise'nin oynadığı "Vanilla Sky" (2001) filmi Alejandro'nun 1997 yılında yazıp yönettiği "Aç Gözlerini" filminin yeniden çekilmiş versiyonudur.
 
Orestes: Hypatia, anlamıyor musun? Sensizliğe dayanamam. Sensiz Cyril'i alt edemem!
 
Hypatia: Ah Orestes, Cyril çoktan kazandı.